Deniz İlbaylı'nın Kişisel Gelişim Blog'u
Gelişimlerin paylaşıldığı yer…

Eyl4

Yaşam Yolları

Yaşam, herkesin kendine özgü sahip olduğu bir yolculuk gibi gerçekten. Bir yerde doğuyorsun seni nelerin beklediğini bilmeyerek. Sonra yavaş yavaş yaşamaya, tecrübe etmeye başlıyorsun senin için seçilen hayatı. Seçilmiş diyorum çünkü ben sonsuz evrenin hiç bir zerresinde tesadüfe yer olmadığına inanan biriyim. Bir toz uçuyorsa havada eminim bir amacı var bir yere konmak gibi. Yedi milyar insan varsa şu anda yaşayan, bir o kadar da farklı yaşam yolculuğu var. Hiç biri birbirinden daha değersiz, daha kötü, daha iyi değil aslında. Sadece bizler çoğu zaman ilüzyonu gerçeklik ile karıştırıp, kendimizce yorumluyoruz gördüğümüz yaşamları. Kim zengin? Parası olan mı? Kim fakir? Kim akıllı? Kim bilge? Profesör olan mı? Her şey o kadar görecele ki bu hayatta! Gördüklerimiz bizleri öyle çabuk aldatabiliyor ki! O kadar çok ön yargılıyız ki! Her hangi bir konuda hemen bir hükümde bulunmayı seçiyoruz. Hemen yargılıyor, karar veriyor, sonra da bunun gerçekliğine inandırıyoruz kendimizi. Ünlü bir düşünür, insanı, sınırları olmayan bir çemberin merkezi olarak tanımlamış. Ama bizler kendi kendimize çizdiğimiz çok dar sınırlar içinde yaşıyoruz. Evren sonsuz ama çoğu zaman bizler ufacık bir kaba sığdırıyoruz görüşlerimizi, farkında olmadan bir fanusta yaşıyoruz. Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Kişisel Gelişim Günlüğüm | Permalink | No Comments »
Ağu28

Becerikli Olmak

Bugün mutfak lavabosundaki musluk bozuldu. Evde ne zaman bir şeyler sorun çıkarmaya başlasa, bunu bana yapılan bir çağrı olarak algılıyorum. Arka fonda sadece benim duyabildiğim Mac Gyver müziği çalmaya başlıyor. Özene özene oluşturduğum takım çantamla sahneye çıkıyor gibi hissediyorum kendimi, heyecanlanıyorum. Ama nedense, bizim evdeki sorunların oluştuğu yerler benim Mac Gyver değil de Michael Scofield olmamı gerektiren cinsten çıkıyor.

Altı üstü bir musluk bozuldu mutfakta ve lavabonun altına her girişimde bana Bauhause yolları göründü. İlk önce kafa üstüne takılan çok fonksiyonlu bir fener ve çok dar bir yerde yer alan paslanmış bir civatayı kesebileceğim ilkel bir Michael Scofield testeresi aldım. Mesafe o kadar dardı ki yarım saat süren civata kesme operasyonunda ellerimin tüm parmaklarını yara bere içinde bıraktım, ve çok şükür gardiyanlar gelmeden! Sonra da uzunca bir lokman anahtar aldım. Tabii somunun paslanmış haldeki ölçüsünü hesaplayamadan! Ki sanırım bu ölçü standartların dışına çıkıyordu.

Sonuç olarak bu tip tecrübeler yaşamayı çok seviyorum. Becerikli olabilmeyi, elektrik, su, mekanik, her türlü sorunda Mac Gyver çantamla hazır bulunmayı seviyorum. Keşke küçükken yaz tatillerinde bir ay bir elektrikçide, bir ay oto tamircisinde, bir ay su tesisatçısında, bir ay mekanik atölyesinde çırak olarak çalışsaymışım çeşitli dönemlerde. İlerde bir çocuğum olduğunda ona bunu aşılamak istiyorum, becerikli olmasını, elinden her iş gelen biri olmasını diliyorum. İnsan üretken olduğunda, kendi işini kendi gördüğünde, ufak tefek mucitlikler yaptığında, yaşam daha bir keyifli oluyor. O yüzden MacGyver’ları, Michael Scofield’ları takdir ediyorum. Onlar benim yaşam koçum gibiler!

Tamam tekrar musluğa dönüyorum. Sonunda ne mi oldu? Lavabonun altına bir kuğu bıraktım gülümseyerek! :)

Posted by Deniz İlbaylı under Hobilerim | Permalink | 2 Comments »
Ağu21

Başarı

“Çok ve sık gülmek; çocukların sevgisini ve akıllı insanların saygısını kazanmak; içtenlikli eleştirilerin kıymetini anlamak ve kötü arkadaşların yoldan çıkarma girişimlerine dayanabilmek; güzeli anlamak; başkalarında en iyiyi bulmak; sağlıklı bir çocukla, güzel bir bahçe ya da saygın bir sosyal durumla biraz daha iyi bir dünya bırakabilmek; hatta bir tek kişi bile olsa, birilerinin siz yaşadığınız için daha rahat nefes aldığını bilmektir.” 

                                                                                                                                                                                            –Ralph Waldo Emerson

Posted by Deniz İlbaylı under Alıntılar | Permalink | 1 Comment »
Ağu3

Problemler

Sanırım yaşamımız ilk doğduğumuz andan itibaren değişik zorluk seviyelerindeki problemleri çözmemiz üzerine kurulmuş. Bebeklikten itibaren seviye seviye problemler çıkıveriyor karşımıza sürekli, bitmeden. Kimi zaman okulda çıktı karşımıza çeşit çeşit, kimi zamanda yaşamın içerisinde. Kimi zaman bir havuzun ne zaman boşalacağı bir problem oldu, kimi zaman sevdiğimizden ayrılmak. Bu yüzden bence bir insanın en önemli meziyetlerinden biri, problem çözme yeteneği veya zekası. Bir insanın bir probleme nasıl yaklaştığı ile yaşamda ne kadar mutlu olduğu doğru orantılı. Aynı şekilde çok stres içerisinde yaşıyorsanız, mutlaka bir yerlerde probleminiz var demektir, göremediğiniz veya görüpte çözemediğiniz.

Gençken üniversiteye girmek bir problem, çıkmak ayrı bir problem. Sonra doğru işi bulmak bir problem, işte başarıya ulaşmak, kariyer yapmak ayrı bir problem, doğru eşi bulmak ve mutlu bir evlilik sürdürmek de bir problem. Çocuk sahibi olmak ve onları doğru düzgün yetiştirmek? Evet bir problem. Peki sağlıklı kalabilmek, düzgün beslenmek? Yine bir problem. Ne zaman problemsiz olacak peki bu hayat diye sorarsanız, ben hiç bir zaman diye cevaplarım. Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Kişisel Gelişim Günlüğüm | Permalink | No Comments »
Ağu1

Almanya Gezisinin Bana Düşündürdükleri

Zaman zaman Uzak Doğu’ya ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine gerek iş için gerekse gezme amaçlı ziyaretler yapıyorum. Bu zamanlarda tüm algılarımı açık tutup, gözlemler yapmak çok hoşuma gidiyor. Kültürleri, insanları, iş yapma şekillerini, alışveriş yöntemlerini, kısaca her şeyi gözlemlemeye çalışıyorum. Çok büyük dersler çıkarıyorum her defasında, ya da bizim ülkemizde daha iyi olan bir durumu görünce seviniyorum.

İş amaçlı gittiğim bu Almanya gezisinde, dünyada kendi alanında büyük başarılar elde etmiş, zirvede yer alan firmaları görme imkanım oldu. İçeride çalışan insanları, ofisleri, araç gereçleri inceledim, tüm radarlarımı açarak. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki Almanların sahip oldukları başarılarının altında yatan en önemli unsur gerçekten de disiplin! Yerde duran gereksiz ufak bir kağıt parçasına, ya da bilgisayarın arkasında serbest duran kablo görüntüsüne bile tahammül edemiyorlar. Her şey düzenli ve her şeyin bir kuralı, yöntemi var. Müthiş bir sistem kurmuşlar ve herkes bu sistemin kurallarına uyuyor. Ayrıca kesinlikle gereksiz yere fazladan çalışmıyorlar, verimlilikleri en üst seviyede. Bu yüzden özel hayatlarına da çok güzel zaman harcıyorlar. Önceliklerini çok güzel belirliyorlar. Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Gezi Notlarım | Permalink | No Comments »
Tem22

Bir Profesyonel Olmak


Son zamanlarda kendime sıklıkla sorduğum sorulardan biri de profesyonel olmanın ne anlama geldiği üzerine. 6 yıllık tecrübem bana şu cevapları verdiriyor:

1- Bir profesyonel işini çok sever ve saygı duyar.
2- İşini olabilecek en iyi şekilde yapmak, onun normal bir sürecidir.Konusuna hakim ve üst seviyede bilgi sahibidir.
3- Kendi prensipleri ve kuralları vardır. Bu kurallar yıllar süren tecrübelerden doğmuştur.
4- Asla kibirli olmaz. Çünkü bilir ki mükemmel olmak imkansızdır. Ama çok mütevazi de değildir.
5- Sürekli bir gelişim ve öğrenme içindedir. Bilgiye açtır. Çok meraklıdır. Sürekli işi nasıl daha iyi yapacağını sorgular. Kitaplar okur, araştırmalar yapar.
6- Belli bir otoriteye ve yaptırım gücüne sahiptir.
7- Çok disiplinlidir.
8- Meydan okumayı sever. Mücadelecidir. Karşısına yeni bir konu geldiğinde bile, o ana kadar sahip olduğu tecrübe sayesinde, çözüme giden yolu bulur ve bu yol çok büyük bir olasılıkla doğrudur.
9- Serbest zamanlarını da akıllıca geçirir. Gelişim yönünde tercihler yapar.
10- Zamanı iyi kullanır ve yönetir. Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Mühendis Gözüyle... | Permalink | No Comments »
Tem20

Ne Zaman Öğreneceğiz?

Haftasonu Kilyos’a giderken önümüzdeki aracın şoförü ve yanındaki eşi araç içinde sigara içiyorlardı. Bu zaten güzel bir durum değil ama işin en acı tarafı arkada ufacık çocukları da vardı. Tam sitem ettiğimiz sırada adam camı açtı ve sigara izmaritini camdan fırlattı. Belki 50 tane uyarı levhası koymuşlar orman yangınları ile ilgili, sigara izmaritlerinin atılmaması ile ilgili ve halen bu insanlık dışı adam bunu yapabiliyor. İçime öyle oturmuş ki burada yazma ihtiyacı duydum. Biz ne zaman adam olacağız? Ne zaman insan olmanın ne demek olduğunu öğreneceğiz çok merak ediyorum. Bu ne ile olacak? Bu adam bunu halen öğrenemedi ise ne ile öğrenecek başka? Yazık gerçekten çok yazık!

Posted by Deniz İlbaylı under Sosyal Sorumluluk Adına | Permalink | No Comments »
Tem19

İyi Koku Almanın Önemi

Bazen oturup eski günlerimi düşünüyorum. İlkokuldan başlayıp, orta, lise, üniversite diye ilerliyorum. Hayat nasıl değişti? Ben nasıl değiştim? Neydim, ne oldum? Diye sorular soruyorum. Şu an burada oturan benim. Kendi seçimlerim beni buraya getirdi, tüm sorumluluk bana ait. Diye de düşünüyorum bu soruların ardından. Eh fena sayılmaz, idare eder işte, bir şeyler olduk iyi kötü. Ama ya sonra, ya bundan sonra neler olacak? Seçimlerim beni zamanda nerelere götürecek? Üstelik hayat eskisinden daha farklı, daha tehlikeli, çok daha hızlı, çok daha karmaşık! Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Kişisel Gelişim Günlüğüm | Permalink | No Comments »
Haz27

Bir Hediyenin Düşündürdükleri

“Antikythera Düzeneği”

Göktaşı’nın bana hediyesi, bu önemli, değerli ve gizemli düzenek. Kendisi içinden gelerek böyle bir şeyi aramış bulmuş. Tesadüflere asla inanmayan ben Deniz, yine bunun da bir anlamı olduğunu düşünerek başladım okumaya, düşünmeye, aramaya. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum emeği ve düşüncesi için.

Bu ilginç mekanizmayı daha önce görmemiştim. İnternet’ten araştırdım. Madem Göktaşı’nın içinden böyle bir şey geldi ve belki yüz binlerce şey arasından bunu buldu. O zaman ben de bunun içinde yatan mesajı bulmaya karar verdim ve işte bulduklarım: Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Kişisel Gelişim Günlüğüm | Permalink | 1 Comment »
Şub24

Garcia’ya Mektup

1904 Rus-Japon harbinden önceydi. Amerikan gazetelerinin birinde “Garcia’ya Götürülecek Mektup” başlıklı bir yazı çıktı. Yazan tanınmamış bir muhabirdi. Fakat bu kısa yazının anlattığı gerçekler, yüzlerce kitapla anlatılanlardan daha derin, daha özlü idi. Yazı tesadüfen Çarlık Rusya’sının Demiryolları Nazırı’nın eline geçti. Nazır, bütün memurlarının bu yazının kopyasını yanlarında taşımasını sağladı. O sırada Rus-Japon savaşı başladı. Japonlar esir ettikleri Rus Demiryolları mensuplarının hepsinin üzerinde bu yazıyı görerek meraka düştüler. Japon Maarif Nezareti bu yazıyı inceledikten sonra birer nüshasının bütün Japon yurttaşlarının okuyup yanlarında taşımalarını emretti. Bu yazı, şimdi Birleşik Amerika’da bütün kara ve deniz kuvvetleri mensuplarına ve izcilere verilmektedir. Bu bir gelenek olmuştur.
Devamını buradan oku »

Posted by Deniz İlbaylı under Kişisel Gelişim Araçlarım | Permalink | No Comments »