Yeniden Başlıyorum

Bir süre yazılarıma devam edemedim. Malum, baba olmak, iş değişikliği ve bazı başka sebepler ara vermeme yol açmıştı. Bu süreçte eski yazılarıma ulaşan ve değerli yorumlarını eksik etmeyen insanlar oldu. Neden yazmayı bıraktın diye soranlar da, bende hem sevinç hem de iç burukluğu uyandırdı. Ve işte yine buradayım, yeni bir kozadan çıkan kelebek gibi, biraz daha farklı renklerle yeniden düşünceler diyarında uçmaya başlıyorum. :)

Yeni bir yıla başlamanın en sevdiğim yanı, psikolojik olarak her boyutta kendimi yenileme farkındalığını getirmesi. Çalışma odamda 5S yaptım. İhtiyacım olmayan her şeyi ihtiyacı olabilecek insanlar için ayırdım. Bilgisayarımı temizledim. Takip listelerimi yeniledim. Yeni klasörler oluşturdum. Ama belki de en önemlisi, hayatımdaki ağır taşlara yeniden karar verdim, yaşam kavanozuma konmak üzere. Bunlar tabii ki en başta ailem, Almanca öğrenmeye devam etmek, spor ve doğru beslenme, elektro gitar çalışmalarım, manevi dünyam, kitaplar, bu blog ve işim gibi ana başlıklara ayrılıyor. Daha önceki yazılarımda da hep bahsettiğim gibi insan kendi hayatına müdahale etmeyip başıboş bırakınca, entropi virüsü devreye girip yaşamı hızla çürütmeye başlıyor. O yüzden hayatın planlı, disiplinli ve farkındalık içinde kumanda edilmesi gerekli. Bu belki de bu yaşamda en ciddi tecrübeler ile öğrendiğim büyük bir ders!

İşte bu düşünceler ile yeni ve temiz bir sayfa açmanın heyecanı içindeyim. Bu yılın tüm ülkem için büyük gelişimler, yeni umutlar ve kazanımlar getirmesini diliyorum sağlıkla beraber.

Kişisel Gelişim Günlüğüm kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Farkindalik Calismasi

Isten ayrildiktan sonra yaklasik bir haftadir kendimi bosluga biraktim. Sahilde yuruyusler yapiyorum, oglumla vakit geciriyorum, okuyorum, yazilar yaziyorum ve bol bol dusunuyorum. Simdi yine sahil kenarinda oturmus bos bos denize bakarken, bu ani ne kadar cok ozledigimin farkina vardim. Hic bir sey yapmamak meger ne kadar da degerliymis! Hayatimi ne kadar cok seyle doldurdugumu, zihnimi nasil da cok hirpaladigimi gozlemledim. Surekli bir seylerle ugrasmaliyim, hic bosluk olmamali gibi yanlis bir inanis edinmisim.

Resmen nefes aldigimi hissettim. Cok iyi geldi. Artik bazi anlari bosluk vakitleri olarak tayin edip, bunu rutin hale getirecegim. Hiclikte sonsuzluk oldugu inanisina bu arada daha cok yaklastigimi dusunuyorum.

Bosluktan gelen ilhamlar hic bitmesin!

Kişisel Gelişim Günlüğüm kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 2 yorum

8 Yıl Sonra Gelen Bir İstifa

İnsanın 8 yıl boyunca çalıştığı bir şirketten ayrılması kolay olmuyormuş. Arkadaşlıklar, anılar, farkında olmadan kurulmuş bazı özel bağlar ve alışkanlıklar. Ama tecrübe ettim ki, bazen bu alışkanlıklar hem kişiye hem de kuruma artık hiç bir fayda getirmemeye başlıyor. İşte bu andan itibaren gelişim her iki taraf için de duruyor. Bir nevi demirbaş oluyorsunuz ve bazen ağzınızla kuş tutsanız bile bu çok sıradan görülür hale geliyor. Ufak tefek tortular birikiyor, kireçlenme yapıyor. Hareket edemez hale geliyorsunuz. Bu sanırım ülkemizdeki bir çok kurumda yerleşmiş önemli bir sorun! Yıllarca koltuklarından kalkmayı akıllarına bile getirmeyen, sadece konumlarını korumaktan başka bir fayda sunmayan nice insanlar! Nice tıkanıklıklar! Bazen bırakmak, bazı şeylerden vazgeçmek her tarafı rahatlatıyor, kanalları açıyor.

İnsanlar çalışıyor, emekler harcıyor ve bunu her şeyden önce geçim için yapıyorlar. Ama sonra, özel olduklarının, değerli olduklarının görülmesini istiyorlar. Tüm aşamalarda, ilk girişte, yıllar boyunca çalışırken ve de ayrılırken bile. Evet insan istiyor ki ayrılırken bile özel olduğu hissettirilsin!

TaeguTec’te çok güzel günlerim oldu. İlk girdiğim günden, ayrıldığım güne kadar her detay hafızamda sanki. Çok şey öğrendim, çok yoğun ve iyi niyetlerle çalıştım ve gerçekten yürekten sevdim. Başarıları mutlaka devam edecektir. Kimse yeri doldurulamaz değildir. Kişiler geçici, kurumlar kalıcıdır. 10 dönümlük yeni ve modern tesiste bundan sonraki büyük başarılarını gururla takip edeceğim. Bir zamanlar ben de bu güzel ekibin bir üyesiydim diyeceğim ve çizmiş olduğum yeni kariyer yolculuğumda büyük bir heyecan ile ilerleyeceğim.

Kişisel Gelişim Günlüğüm kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İlkokula Dönüş

Bugün, tam 26 yıl sonra ilkokul arkadaşlarımla buluştum. Zamanda yolculuk gibiydi. Onca yıl geçmesine rağmen dakikalar geçip, onları gözlemledikten sonra, hepsi birer birer hafızamda canlandı. Aslında hiç birimiz değişmemişiz. Özde yine 26 yıl önceki arkadaşlarımla beraberdim sanki. Ne mutlu ki hiç sıkılmadan, saatlerce onlarla sohbet ettim. Çok keyifliydi. 26 yıl sonra ne kadar da kaliteli bir ilk öğretim sınıfına denk geldiğimin farkına vardım.

Keşke daha önce buluşsaymışız dedim içimden.  Eski günleri hatırlamak, çocukluk günlerimin 5-G sınıfına dönmek çok mutlu etti beni…

Gezi Notlarım, Uncategorized kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İnsan Psikolojisini Anlamak!

Geçenlerde sevgili eşimden gelen bu yazıyı çok sevdim ve paylaşmak istedim. Üzerinde çokça düşünmeye, paradigmalarımızı değiştirmeye ihtiyacımız olduğunun açıkça göstergesi. Halen bu gibi durumlarda dışarıya çıkıp bağıran, kavga eden insanlarla dolu bir ülkede yaşıyoruz. Kimbilir bu belki onlara da ulaşır, sabretmeyi ve üzerinde düşünmeyi öğrenirler!

EMEKLI BIR YÖNETICIDEN ;

Yasli bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucuk bir ev alir. Emekliliginin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra ders yili baslar. Okullarin acildigi ilk gun,dersten cikan ogrenciler  yollarinin uzerindeki her cop bidonunu bagirip,cagirarak tekmelerler. Bu cekilmez gurultu gunler surer ve yasli adam bir onlem almaya kararverir. Ertesi gun cocuklar gurultuyle evine dogru yaklasirken, kapisinin onune çıkar onlari durdurur ve:

“Cok tatli cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu nesenizi surdurmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde gurultuler cikarmaktan hoslanirdim, bana gencligimi hatirlatiyorsunuz. Eger her gun  buradan gecer ve gurultu yaparsaniz size her gun 1 dolar verecegim” der.

Bu teklif cocuklarin cok hosuna gider ve gurultuyu surdururler. Birkac  gun sonra yasli adam yine cocuklarin önüne cikar ve onlara soyle der:

“Cocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi  bundan boyle size sadece 50 sent verebilirim.”

Cocuklar pek hoslanmazlar ama yine devam ederler gurultuye. Aradan birkac gun daha gecer ve yasli adam yine karsilar onlari:

“Bakin” der, “Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 25 sent verebilirim, tamam mi?”

“Olanaksiz bayim” der iclerinden biri,

“Gunde 25 sent icin bu isi yapacagimizi saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Biz isi birakiyoruz.”

Alıntılar kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 3 yorum

Okumak


Okuyabilmeyi öğrenme yeteneği belki de bu dünyada insana verilmiş en güçlü ve güzel hediyelerden biri! Bu hediye verilmiş ama kimler ne kadar etkin kullanabiliyor, değerlendirebiliyor bunu? Zaman zaman bu soruyu kendime de yöneltiyorum. Kütüphanemde okumak isteyip de henüz fırsat bulamadığım 3-5 kitap var. Düzenli takip ettiğim dergiler var ve içinde sonra oku diye etiketlediğim yazılar. Ama bir şeyleri sonraya bırakmak sonsuzluğa atılmış bir eylem gibi bu zamanda. Bir şeyleri şimdi ya yaptın ya yaptın! Sonra, sonra kim öle kim kala!

Şimdi teknoloji öyle bir noktaya geldi ki, her şey dijitalleşti. Dergileri, kitapları artık kütüphanelerde değil, çeşitli bilgisayarların, mobil cihazların içinde saklayabiliyoruz. Bu noktada yukarıda saydığım olumsuzluklar benim için artık birer fırsat haline geldi! Artık dikkat ediyorum, son zamanlarda okuduğum her şey dijital ve de yanıbaşımda. Artık sonraya bıraktığım okumalar, havaalanında beklerken, dışarılarda bir yerlerde mola verdiğimde, ya da istediğim her an tamamlayabileceğim eylemler haline geldi. Güç bende gibi hissediyorum. Bilgi her an yanıbaşınızda olunca, insan kendini daha bir güvende ve huzurlu hissediyor. Belki kimilerine aykırı gelecek ama artık geçmişte övündüğüm kütüphanem bile gözüme çok ilkel görünüyor. Yer kaplayan ve aradığını hemen bulamadığın sayfalar yığını!

Şimdi sadece alışmak istiyorum. Dijital dünyanın yeni okuma düzenine biraz daha alışmam gerekiyor. Satırların altını çizmeye, not almaya ve onları organize etmeye biraz daha alışmam gerek. Sonra, sonra her şey daha bir güzel olacak…

Hobilerim kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 4 yorum

İş Ortamlarında Düzen

İşim gereği her gün çeşit çeşit firmaları, iş yerlerini ziyaret ediyorum. Bu süreçlerde çevremi gözlemlemek, insanların nasıl çalıştığını, nasıl bir düzen kurduklarını gözlemlemek hoşuma gidiyor. Ama bazı gördüklerim bana ilham vermekten uzak, çok itici geliyor. Sebebi, darmadağın masalar, duvarda pili bitmiş saatler, her yer toz içerisinde, geçen yıldan kalma hatırlatma notları ve bunun gibi şeyler.

Çalıştığımız ortamlarda düzen en başta bizim için önemli, ama diğer yandan sizi ziyarete gelen, iş ilişkisi içinde bulunduğunuz insanlar için de bir imaj. Her yer düzensiz ve dağınık olduğunda karşı tarafa kötü mesajlar göndermiş oluyorsunuz.

Ben de bu konuda sürekli nasıl daha düzenli olabilirim, geliştirebilirim, bunu nasıl koruyabilirimi araştırıp duruyorum. Gözlemlerimin sebebi de bu merak zaten. Bu bir düzensizlik enerjisi, yani entropi, ve bunun için çaba gösterilmediği takdirde hızla her yeri ele geçiriyor.

Kişisel Gelişim Günlüğüm kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 4 yorum

50 Günlük Babalık Tecrübelerim

Batu Bebek 50 günlük oldu. Bu kadar gün hangi ara geçti gerçekten anlamadık! Bu süre zarfında yeni babalara ileteceğim ne kadar tecrübe olur bilemiyorum. Ama alt değiştirilirken bebeğin ayağı nasıl tutulur, bebeğin alt tarafı serbest kaldığında aniden gerçekleşen saldırıdan son anda nasıl kurtulunur, yıkanırken nasıl tutulur, beslenme sonrası gaz çıkarmak için sırta hangi tempo ile vurulmalıdır, ağlama çeşitlerine göre bebeğin anlatmak istedikleri, gezmeye çıkıldığında araba nasıl ittirilmelidir, yolda karşılaştığımız ve bebeğe çeşitli mimik hareketler yaparak sevmeye çalışan güzel insanlarla nasıl sohbet edilir, bebeğin kırkı nasıl uçurulur, hangi saçma hareketleri arka arkaya yaparak gülümsemesi sağlanır, gibi konularda takıldığı bir yer olan varsa bana ulaşsın hemen yardımcı olayım. Zira bu ilk günlerde sürekli bir döngü içerisinde , yazılmış bir program gibi, aynı şeyler tekrar ediyor. Ama her döngüde bebek biraz daha büyüyor ve size alışıyor, siz de ona tabii. Beklentiler de artıyor. Daha fazla gülümsemesini, ağlamadan kucakta durma rekorunu geçmesini istiyorsunuz her defasında. Aldığı gramlarla, çıkardığı gazların büyüklüğü ile mutlu oluyorsunuz. Artık ne zaman konuşacak, derdini anlatacak ve sizi anlayacak diye sabırsızlanıyorsunuz. Herkes doğuyor, büyüyor, evleniyor ve çocuk sahibi oluyor, her evde yineleniyor aynı şeyler ama herkes kendine özgü tecrübe ediyor bu döngüleri.

Biz de kendi döngümüzü seviyor ve onu geliştirmek için çabalıyoruz işte. Kendi icatlarımızla mutlu oluyoruz . Bir sanatçı edasıyla, sürekli dönen çamur kitlesine ellerimizle şekil verircesine döndürüyoruz Batu Bebeğin yaşam döngüsünü. İstiyoruz ki ortaya çıkacak olan eser tam da Batu Bebeğin olması gerektiği gibi olsun. O haliyle mutlu, huzurlu ve güçlü olsun inşallah.

Baba Olmak! kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Zirve Yolculuğu

Sadece bir kaç gün önce Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağının zirvesindeydim. Bu benim için basit bir şey değildi. Bu müthiş olayı olabildiğince çok bileşenlerine ayırmak, incelemek, analiz etmek istiyorum.

Doğa’da bulunmak bana hep kendimi analiz etme, güçlü ve zayıf yanlarımı ortaya çıkarma fırsatları vermiştir. İnsan aslında çoğu zaman doğayla mücadele ettiğini sanıyor ama aslında mücadele ettiği sadece kendisi oluyor. Bazen bunun farkına varılıyor bazen de varılmıyor.

Ne olursa olsun (iyi anlamda! ) bir şeylerin zirvesinde olmak gerçekten çok güçlü duygular hissettiriyor insana. Öncelikle zirve bir hedef anlamına geliyor. Büyük bir hedef! Sonra bunun için çalışmaya, hazırlanmaya başlıyorsunuz. Zihninizde ilk adımdan, son adıma kadar yaşayabileceğiniz her şeyi imgelemeye çalışıyorsunuz. Bazen biranda aklınızda bir şeyler çakıyor ve eksik bir şeyi hatırlıyorsunuz. Sonra o gün geliyor çatıyor ve ilk adımı atıyorsunuz, sırtınızda çantanız ve yüreğinizde garip bir heyecanla. Önceden zihninizde tasarladıklarınızla gerçekler ne kadar örtüşecek diye garip merak içindesiniz. Okumaya devam et

Gezi Notlarım kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 6 yorum

O Gitti!

36 yaşındayım ve bu yaşıma kadar irili ufaklı zor günler geçirdim herkes gibi. Ama sanırım bazıları var ki, diğerlerine benzemiyor, canı fena yakıyor! Ağrı Dağı zirvesinden döner dönmez koşa koşa gittim yanına, ama o beklediğim gibi değildi. Daha da kötüydü ve sonra bir ambulansla acile götürdük. Yoğun bakıma girdiğinin 3. günü acı haber saat 06:00′da geldi( 03.08.2011). Annem gitti! Çok güçlüydü ve pes etmiyordu ama bu defa olmadı, bırakmak zorunda kaldı!

O bizim canımızın içiydi ve hep öyle kalacak! Yoğun bakımdayken de bunu ona söyledik defalarca. O bizim kahramanımız olarak kalacak her zaman! Çok cesur bir savaşçıydı o. Duruşunu hiç bozmadan kahramanca savaştı hastalığıyla. En zor dönemlerinde bile gerçekten yaşadı. Hiç pes etmedi!

Şimdi onsuz nasıl olacak bilmiyorum ama ne farkeder ki! Bir gün nasılsa kavuşacağız. Şimdi onun bize verdikleriyle dimdik ayakta durma zamanı. Onunla olan iletişimimiz sadece farklı bir sürece giriyor şimdi. Canımız ne zaman isterse konuşacağız onunla. İrili ufaklı sürprizler göndereceğiz, mutlu edeceğiz. Buradan alıp dünyaları göndersek hakkını ödeyemeyiz ama elimizden geleni yapacağız. Onu yine hep güldüreceğiz gittiği yerde. Hiç şüphemiz yok!

Belki blogları da okuyan melekler vardır şimdi! Değişen dünyaya ayak uyduruyorlardır onlar da. Eğer bu yazdıklarımı okuyan bir melek varsa ona bizden selam götürsün. Biz çok üzgünüz ama iyiyiz. Güçlüyüz. Onu çok ama çok seviyoruz! Şimdi bu dünyada meleksiz kaldık belki ama bencil olamayız. Şimdi onun çok çok mutlu olması gerekiyor!

Hiç bir an aklımızdan çıkarmayacağız seni canım annem. Sevgin bize hep güç ve enerji verecek… Allah’ın rahmeti hep üzerine olsun!

Uncategorized kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 6 yorum