Hayata Kuşanmak

Ben okul hayatım boyunca hep söz dinleyen biri oldum ve bu özelliğimden hep kazançlı çıktım. Büyüklerimin tecrübelerini dinlemeyi, ya da insanların  başarı hikayelerini okumayı çok severdim ve halen de seviyorum.

Şimdi gençleri gözlemlediğimde, yeni mezunlarla konuştuğumda, istisnalarla beraber, çoğunun hayata hazırlıklı ve donanımlı olarak çıkmadığını görüyorum. Peki hayata hazırlanmak, hayat için kuşanmak ne anlama geliyor, bu konuda sesli düşünmek istiyorum.

Ben küçük bir çocukken tüm makinalar, robotlar, elektronik aletler çok ilgimi çekerdi. Sürekli evde bir şeyler bozulsun isterdim ki onlarla doyasıya oynayabileyim. Hiç oyuncaklara ilgi duymazdım. Benim oyuncaklarım bozulan ev aletleri olurdu. Hatta geçmişi düşündüğümde halen hayatta olabildiğime şükrediyorum. Bozuk bir alet elektrik prizine takılıp orası burası ellenir de nasıl insan çarpılmaktan kurtulabilir şaşırıyorum düşününce.

İşte ben şanslı bir insandım, çünkü hep ne istediğini bilen biri oldum, ilgi alanlarım vardı ve hep çok meraklı oldum. İnatçılığım da hayatta pes etmemeyi, sonuna kadar mücadele etmeyi öğretti bana. Makina, elektronik veya bilgisayar mühendislikleri ilgi alanımdaydı ve ben makina mühendisi oldum. Mühendis olup bambaşka alanlara kayanlardan olmadım.  Ben içimde hep neye niyet ettiysem hayat bana onu verdi. Çekim gücü bende de çalıştı. Çünkü isteklerim ve güçlü niyetlerim  vardı. Şimdi hayatta gerçekten çok başarılı ve istediğini elde eden insanları gözlemlediğimde, hepsinin de ne istediğini bilen, çok güçlü niyetleri olan ve pes etmeyen insanlar olduğunu görüyorum. Benim daha yolum var, bir şey olduğumu düşünmüyorum ama bana güç veren en önemli unsur, doğru yolda olduğuma olan inancım.

Tüm bu özelliklere sahip olan insanlar, çalışmaktan korkmayıp, aksine büyük bir tutku ile işlerini yapıyorlar. Çalışmak, onlar için coşkulu bir yaşam yolculuğunda geçirilen vakitler oluyor. Ne istediğini bilen kişiler, zamanlarını da daha iyi yönetiyorlar, çünkü nelerin onların faydasına ve nelerin zararlarına olduğunun farkında oluyorlar. Bu farkındalık onlara yaşam kalitesi getiriyor. Onları üretken yapıyor.

Şimdi, halen hayatta ne istediğini bilmeyen biriyseniz, amaçlarınız, hedefleriniz yoksa, bu dünyada sadece size özgü olan güçlerin farkına varmadıysanız, bunların sizin en önemli öncelikleriniz olduğunu hatırlatmak istiyorum. Herkes merdivenini çıkmak istediği duvara dayamalı. Nereye çıktığını bilmediği bir duvara tırmanmanın büyük bir yaşam israfı olduğunu bilmeli.

Keşke eğitim sistemimiz gençlere hayatta gerçekten ne istediklerini buldurabilecek düzeyde olabilseydi. Keşke gençler doğru yönlendirilip, bilinçlendirilerek, zamanlarını gitmek istedikleri yönde doldurabilselerdi! Ama ne yazık ki, yine istisnalar dışında, eğitim sistemimiz buna hizmet etmiyor. Bu durumda gençler tamamen kendi başlarına olduğunun bilincinde olmalılar. Hayata kendilerini, kendileri hazırlamalı. Çokça düşünmeli, ne istediklerini bilerek hareket etmeliler. Yoksa iş işten geçiyor ve kaybedilen zamanlar geriye alınamıyor. Pişmanlıklar çoğalıyor. En güzeli zaman varken, daha yolun başında iken bu değerlere ve bilince sahip olabilmek. Sonra insanın sırtına onlarca yük yüklendiğinde, insan yeni baştan kuramıyor hayatını.

Tüm bunlara rağmen hiç sevmediğiniz bir işte de çalışıyor olsanız, hayat yüzünüze hiç gülmüyormuş gibi bile gelse, canınız sıkılıp, hayata umutla da bakamıyorsanız. Size önerebileceğim tek şey ayağa kalkmanız ve yaşam için kuşanmanızdır. Bizler buraya yaşamlarımızı kurtarmaya, bir şeyler üretmeye ve olgunlaşmaya geldik. Hiç bir şey bizim olmadığı gibi kaybedecek de hiç bir şeyimiz yok. Burada sadece birer öğrenciyiz ve öğreniyoruz. İşlerinizi eğlenceli hale getirip, her şeye rağmen yaşamınızı enerji ve coşkuyla doldurabilirsiniz. Halen zaman var. Şu kısacık hayatımızda halen kurtarabileceğimiz çok şey var. Ama biran önce kalkmalı ve kuşanmalısınız. Çünkü şu dünyada daha ne kadar ömrümüz kaldığını bilmiyoruz. O zaman gitmeden neden kendi filmimizin kahramanı olmayalım ki!

, , ,

2 Responses to Hayata Kuşanmak

  1. ipek aral kişioğlu January 4, 2010 at 6:08 pm #

    Çok doğru tespitler. Ben de gençlerde hayalsizlik problemini yaşıyorum yakından. Adeta hayal kurmaktan kaçıyorlar. “Nasıl olsa gerçekleşmez” demek bir kaçış mı, yoksa tembellik mi bilemiyorum. Aslında bilimyorum da, yazmak istemiyorum. Tüketici kimlikten hoşlanmıyorum ama maalesef sayıları artıyor. Teknoloji insanoğluna daha fazla tembelleşmek gibi bir bedel ödetiyor, oysa ki tam tersi olması gerekirken.

  2. Deniz İlbaylı January 4, 2010 at 10:37 pm #

    Değerli yorumlarınız ve ilginiz için çok teşekkür ederim İpek Hanım.
    Gerçekten de farkındalığımızın ve bilinç düzeylerimizin en üst derecede açık olmasını gerektiren bir çağda yaşıyoruz. Bilgisayarlarımız, televizyonlar, sahip olduğumuz modern cep telefonları, bilgisayar oyunları, internet, yani kısaca teknoloji bizi içine hapsediyor, bazen de hipnotize ediyor. Sonra ortada hiç bir şey üretmemiş, sürekli tüketen ve hiç düşünmeden yaşayan bireyler halini alıyoruz. Bundan kurtulmak ise ancak güçlü bir farkındalık ile mümkün olabiliyor.

Translate »