Yaşam Yolları
Arkadaşlarınla Paylaş
Yaşam, herkesin kendine özgü sahip olduğu bir yolculuk gibi gerçekten. Bir yerde doğuyorsun seni nelerin beklediğini bilmeyerek. Sonra yavaş yavaş yaşamaya, tecrübe etmeye başlıyorsun senin için seçilen hayatı. Seçilmiş diyorum çünkü ben sonsuz evrenin hiç bir zerresinde tesadüfe yer olmadığına inanan biriyim. Bir toz uçuyorsa havada eminim bir amacı var bir yere konmak gibi. Yedi milyar insan varsa şu anda yaşayan, bir o kadar da farklı yaşam yolculuğu var. Hiç biri birbirinden daha değersiz, daha kötü, daha iyi değil aslında. Sadece bizler çoğu zaman ilüzyonu gerçeklik ile karıştırıp, kendimizce yorumluyoruz gördüğümüz yaşamları. Kim zengin? Parası olan mı? Kim fakir? Kim akıllı? Kim bilge? Profesör olan mı? Her şey o kadar görecele ki bu hayatta! Gördüklerimiz bizleri öyle çabuk aldatabiliyor ki! O kadar çok ön yargılıyız ki! Her hangi bir konuda hemen bir hükümde bulunmayı seçiyoruz. Hemen yargılıyor, karar veriyor, sonra da bunun gerçekliğine inandırıyoruz kendimizi. Ünlü bir düşünür, insanı, sınırları olmayan bir çemberin merkezi olarak tanımlamış. Ama bizler kendi kendimize çizdiğimiz çok dar sınırlar içinde yaşıyoruz. Evren sonsuz ama çoğu zaman bizler ufacık bir kaba sığdırıyoruz görüşlerimizi, farkında olmadan bir fanusta yaşıyoruz.
Yaşamın her bir detayında bir anlam, bir şifre olduğuna inanıyorum. Bu çok hoşuma gidiyor, iç seslerim onaylıyor. Dünyada olup bitenleri gözlemlediğimde, çekilen acıları, fakirlikleri, makam ve şöhret içinde yaşanan hayatları, insanların birbirlerine çektirdiklerini, kendini büyük bir kibir ile bilge sananları, sahip oldukları ile övünenleri, liderleri, kısaca tüm yaşam hikayelerini gözlemlediğimde hepsinin sadece bir ilüzyon olduğunu düşünüyorum. İnsanın düştüğü en büyük gaflet de bana göre bu ilüzyonu gerçek sanması. Yaşam sadece bir holografiden ibaret bana göre. En ufak bir adaletsizlik yok aslında evrende ve dünyada. Sadece yollar var, bizim için seçilmiş ve planlanmış, birer anlamı olan yollar. Bu yolda gidip gitmediğimizi seçimlerimiz belirliyor. Mutluluk para mı? Peki neden sahip olunabilecek her şeye sahip olan bir çok insan intihar ediyor, uyuşturucu batağına saplanıyor? Sadece bazen büyük resmi göremiyoruz, bazen sadece mikro düzeyde bakıyoruz yaşamımıza. Bazen de kendi yolumuzu inkar edip, başkalarının yollarında yaşatmaya zorluyoruz kendimizi. Kabullenemiyoruz kendi yolumuzu! Her şeyin aslında bir olduğu gerçeğini kaybedip, milyarlarca detayda ve yolda kayboluyoruz. O fakir, bu zengin, şu hasta, onlar kafir, bunlar bilge diye kendimizce etiketliyoruz insanları. İsimler vererek maddelere, bunu iyice katladığımız gibi.
Keşke gerçekten sınırları olmayan bir çemberin merkezinde durup bakabilsek her şeye. Bu kadar çok farklılığa rağmen aslında her şeyin bir olduğunu görebilsek. Tüm sahip olduğumuz önyargılardan sıyrılıp, özgürleşsek, birbirimizin yollarına saygı duyabilsek, destek olsak. Aslında bedenimizin bile bize ait olmadığının farkına varabilsek! Bir hiçlikte ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu görebilsek. Olaylara sınırlı akıllarımız ile değil de, sonsuzluğun bilgeliği ile bakabilsek. Profesör bile olsak , bildiklerimizin aslında havada uçan görünmez toz kadar bile olmadığını anlayabilsek. Sürekli başkalarını değil de biraz da kendimizi eleştirebilsek, başkalarındaki kusurlara değil de kendimizdekilere odaklanabilsek. Diğerlerinde gördüğümüz kusurların, aslında aynadaki görüntümüz olduğunun bilincine varabilsek. Cesaret ve erdem ile yaşam yolculuğumuzun gerçek anlamını bulmaya çalışsak. Yaşamın hipnotize edici güçlerinden koruyabilsek kendimizi. Kendimizdeki zekaya değil de onun geldiği sonsuz kaynağa tapabilsek, şükredebilsek. Aslında ne kadar aciz ve zavallı olduğumuzu görebilsek ve teslim olabilsek. Bunun özgürleştirici gücünü hissedebilsek doyasıya. Gerçek güzelliğe, mutluluğa giden yolların dar, meşakketli ve emek gerektirdiğinin ve kötülüğe, yok oluşa giden yolların çok geniş, rahat ve çaba gerektirmediği sınavından geçebilsek. Kötülüğün bu yüzden bu kadar hızlı yayıldığını, iyiliğin gittikçe daralan bir nehir gibi azaldığını görebilsek. Buna dur diyebilsek!
Bize sunulan bu yaşam yolu gerçekten çok değerli. Ne zaman bir cenazeye katılsam, bir tabut taşıyan bir cenaze arabası görsem bu gerçek bir tokat gibi yapışıyor yüzüme. Canımı sıkan şeyler anlamsızlaşıyor birden. Yolum önümde parlıyor, piste yaklaşan bir uçak için açılan rehber ışıklar gibi. Televizyon başında geçirdiğim zamanlar bir zehir gibi tatsız bırakıyor. Can sıkıntım uçup gidiyor. Cesaret geliyor, hayatımın kontrolünün kendi ellerimde olduğunu görüyorum. Bedenimin değil ruhumun sonsuza kadar yaşayacağının farkına varıyorum. Maddeye değil, anlama değer veriyorum. İçime çekmeme izin verilen hava için şükrediyorum. Özgür iradeye sahip olmanın ne büyük bir sorumluluk olduğunu anlıyorum. Yaptığımız seçimlerin aslında kendi yolumuzda gidip gitmediğimizi belirlediğinin ışığı parlıyor zihnimde. Yapılan ve yapılacak her seçimin bir bedelinin olacağını görüyorum. Hiç bir şeyin boşuna olmadığını, tesadüf olmadığını, gözlemliyorum. Şifreler birer birer ortaya çıkıveriyor önümde ve o zaman anlıyorum aklın neden bende var olduğunu.
Bu benim yolculuğum işte. Eğrisi ile doğrusu ile buraya kadar gelebildim. Bundan sonra beni nelerin beklediğini bilmiyorum. Bildiğim şey sadece sahip olduğum kusurlar ve onları giderme isteğim ve azmim. İşimde, özel hayatımda hatalar yapıyorum, çoğu zaman ilüzyonlar benim de aklımı bulandırıyor, zayıf düşüyorum. Ama biliyorum ki her seferinde kalkmak ve mücadeleye devam etmek zorundayım. Kendi gücüme inanıyor ve bana verilen bu hayat yolculuğunu herşeyiyle kabul ediyorum.
Seninki burada benim yolum ile kesiştiyse eğer, saygı ile selamlıyorum ve yolunun açık ve aydınlık olmasını diliyorum.
“Bizler buraya ruhani bir tecrübe yaşamaya gelmiş insanlar değil, insanca bir tecrübe yaşamaya gelmiş ruhlarız”
Tags: Yaşam Yolları
Posted by Deniz İlbaylı under Kişisel Gelişim Günlüğüm | Permalink


Üstadım ne kadar güzel bir yazı paylaşmışsın bizlerle. Keşke daha sık okusak ve okuduklarımızdan feyz alabilsek. Teşekkürler yazdığın ve paylaştığın için.
Ben teşekkür ederim değerli zamanınızı verip okuduğunuz, beğendiğiniz için.
teşekkur ederim tüm kalbimle…öyle ihtiyaç duyuyorum ki bazen hayatın keşmekeşinde, ruhuma bir nefeslik huzur,sizin deyiminizle hazine dolu kapkaranlık odamda bir aydın aydınlanma oluyor böyle düşünceler..
Ben teşekkür ederim.