40 Olmak

Sonunda 40 oldum…
İnsan her zaman 40 olmuyor ki!
Bunun heyecanı var üzerimde…

Sanki insan yaşta yukarı çıkarken, yükte hafifliyor, rahatlıyor!
Sorunlar, sorumluluklar mı azalıyor? Hayır! Aksine artıyor…

Sanırım yaşama bakış, yukarı çıkarken farklılaşıyor.
Bu güne kadar beynine yüklediklerin giriyor devreye, hafifletiyor seni…
Destek oluyor, güç veriyor, güçlü yanın oluveriyorlar!
Trinity’nin Neo’ya verdiği destek gibi…

40’a girdiğim gece…
Geç saatlere kadar 80’leri, 90’lari, 2000’leri dinledim…
Şarkılarda dinledim…
Kıpır kıpır oldu içim…

40 olana kadar doymak bilmeyen bir açlıkla çok şey öğrendim..
Çok şey oldum… Öğrenci, öğretmen, mühendis, satışçı.
Müdür, koca, baba…

Bırakmadığım, bırakamadığım tek rol/meslek öğrencilik oldu.
En çok onu sevdim, en çok o yardım etti bana…

Az gitmeyi, uz gitmeyi, dere tepe düz gitmeyi,
Bu sonsuzluk yolculuğunda, dönüp arkaya baktığımda,
aslında bir arpa boyu yol gitmiş olmayı sevdim…

40 oldum ama…
Oyunlar oynamayı, müzik dinlemeyi, sporu,
kafama taktığım şeyi sabahlara kadar çalışmayı hiç bırakmadım…

İçimdeki çocuk, şimdi 5 yaşındaki oğluma arkadaşlık ediyor…
5 ile 40 arasında aslında çok az fark olduğunu öğretiyor!
5 ile 40 arasında aslında sonsuzluk olduğunu öğretiyor!

Onun da iyi bir öğrenci olacağını hissetmek bana huzur veriyor…

50 yaşıma girince neler yazacağımı bilemiyorum. Ama…
40’lı yaşlarımda yine büyük hedeflerim olacak…
Yine birer arpa boyu kadar olacaklar belki ve…
ben onların altında yine şarkılarımı dinliyor olacağım…
Şükrediyor olacağım.

Ve her zaman “Let the music play” diyeceğim…

“Let the music play
I just wanna dance the night away
Here, right here, right here is where I’m gonna stay
All night long, ooh, ooh, ooh, ooh, ooh, wee”

Deniz İlbaylı

, , ,

Comments are closed.
Translate »