others

Görünenle görünmeyenin çelişkisi

Dün bir arkadaşımızın yeni doğan bebeğini görmek için ziyarete gittikten sonra, doğaçlama bir karar ile Etilerde lüks sayılabilecek bir lokantada yemek yemeye karar verdik.

Mekan gerçekten dışardan çok hoş görünüyordu. Kar başlamıştı ve hava çok soğuktu. Batu yürümesin hemen içeri girelim diye, kucağıma aldım ve lokantanın kapısına yöneldik.

İçerisi neredeyse bomboştu. Buna rağmen görevliler her an müşteri patlamasını beklermişçesine içeride hazırdılar.

Kucağımda Batu, sırtımda çantam ile kapıyı açmaya çalışırken önümüzden geçen bir garson bizi görmezden geldi ve hızlıca geçip kayboldu. Şaşırdık. Neyse uzatmadık, sanırım dalgın kafası dedik.

Masaya oturduk. Başka bir garson geldi ve başımızda, karar vermemizi bekledi. Bu sırada Batu ne yer acaba diye sesli düşünüyoruz. Sonra Serap’ın aklına geldi ve çocuk menüsü var mı diye sorunca ,garson arkadaş yer çekimini bulmuş bir ifade ile “Ahh evet getireyim” dedi ve gitti. Sonra başka bir menününün daha eksikliği çıktı ortaya ve bunu da belirtince, bu defa garson arkadaşımız suyun kaldırma kuvvetini bularak onu da getirmeye yöneldi.

Sipariş verdik, yarım saat bekledikten sonra şikayet edince, neden geç kaldı diye, ortaya çıktı ki başka bir garson bizim siparişi yanlışlıkla bizden sonra gelen başka bir masaya götürmüş. Eminim o masadakiler şaşırmıştır, servisleri ne kadar da hızlı diye.

Sonrasında masaya bir sos istedik, unutuldu gelmedi. Salata getiren arkadaş masaya bırakırken üstümüze döküyordu. Biz en ufak bir tepki göstermedik, sabrettik, yüzümüzü asmadık. İnsandır, hata yapılır dedik.

Sonrasında düşündük bu iyilik mi diye? Bu kadar özenerek, gerçekten güzel bir mimari ile dekorasyon yapılmış, paralar harcanmış. Görüntü de her şey mükemmel, yakışıklı. Ancak görünmeyen ve her şeyden daha önemli olan hizmet yerlerde geziyor. 5 kuruş bile değer biçemezsiniz. Ortak bir ruh, amaç yok.

Yemek güzel olmasına rağmen, kötü bir deneyimin tadı kaldı damağımızda.

Sonrasında görevliyi çağırdık ve bütün olanları pozitif bir geri bildirimle ilettik kendisine. Şaşırdı, özür diledi. Tatlı ısmarlamak istedi ancak biz izin isteyip hesabı ödeyip ayrıldık.

Bizim verdiğimiz geri bildirim bence ödediğimiz hesaptan çok daha önemli bir değer. Onu nasıl harcarlar ,nasıl değerlendirirler bu onların iradesinde bir şey.

Bu aslında uzunca bir süredir bu ülkede gözlemlediğim bir konu. Zaman içerisinde daha modern, daha sanatsal, daha zengin binalar, saraylar inşa ediyoruz. Ancak görünmeyenin kalitesini göz ardı ediyoruz. İnsanlar eğitimsiz, hizmet etmeyi bilmiyorlar, gülümsemeyi bile bilmiyorlar. İnsan kaynakları denen konu gerçekten ülkemiz için önemli bir gelişim alanı. Görüntüye, gösterişe dünyaları harcıyoruz, ancak ona bir ruh veremiyoruz. Ona o ruhu verecek insanları yetiştiremiyoruz. Bu da kendini her yerde, her geçen gün artan kalitesizlik olarak gösteriyor. Bir mağazaya giriyorsunuz asık yüzlü çalışanlar karşılıyor sizi.Evinize gerçekten usta elektrikçi, su tamircisi bulmak bile artık ön mülakatlarla, referanslarla yapılır oldu neredeyse. Hizmet etmenin ne kadar yüce bir iş olduğunu bilmiyor kimse. Bedava olan ve hizmetin kalbinde yer alan gülümseme bile artık kıt bir kaynak haline gelmiş. Göz ardı edilen insan kalitesizliği, dalımızı kesen bir testere oluyor her yerde. Medeniyet sanırım tam olarak da bu. İnsanının kaliteli olduğu, yaptığı işe hakim, eğitimli, gelişen ve geliştiren insanların olduğu yere geliyor medeniyet. Eksiklerini gören, gidermek için çalışan, yaptığı işi “-mış gibi” yapmayan, çaba gösteren insanların olduğu yere geliyor.

Mükemmel olduğunu sanmak, her şeyi doğru ve eksiksiz yaptığını sanmak ,geri bildirim ve eleştiri kabul etmemek zarar verici ve tehlikeli bir hastalık. Doğru şekilde geri bildirimde bulunmak, yanlış olanı söyleyebilme cesaretini göstermek, saklamamak, bunu yapıcı bir niyetle gerçekleştirmek, ülkemizde büyük bir hızla yükselen kalitesizliği durduracak en önemli etken olacak. Geri bildirim vermek ve almak, bunun önemi, belki okullarda ders bile olmalı bu ülkede. Ben geri bildirim almayı, hediye almaktan daha fazla seviyorum. Daha fazla besleniyorum.

Bizler gerçekten medeni olmayı, bu ülkeyi medeni bir ülke haline getirmeyi istiyorsak, bunun sadece binalarla, saraylarla, takım elbiseler giymeyle olmayacağını anlamamız gerek. Görünmeyen değişkenlerin, insana değer verme, eğitim, saygı, empati, iş bilirlik, hizmet, yetenek, sürekli gelişim gibi değişkenlerin kalitesinin artması ile olacağını artık öğrenmemiz gerek. Kurumların da canlı olduğunu, onların da birer ruhu olduğunu, bu ruhu verenin de içindeki insanlar olduğunu anlamamız gerek.

Ne zaman ki gözle görünenin kalitesi = gözle görünmeyenin kalitesi olacak, o zaman bu çelişki ortadan kalkacak.

Deniz İlbaylı

, , , ,

Comments are closed.
Translate »