earth

Yaşam Döngüleri

 

Gündüz, gece, gündüz, gece; tik, tak, tik, tak…

Sonsuzluk…
İçinde bir yerlerde mavi bir gezegen…
Dünya…
Dönüyor, hem kendi ekseninde, hem de güneşin çevresinde…
Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar, yıllar…

Sabah oluyor…
Esniyoruz, geriniyoruz; uyanıyoruz…
Tik, tak, tik, tak…
Yemek, okul/iş, yemek, okul/iş, yemek…
Ne var bu “tik”lerin ve “tak”ların arasında?
Bizi biz yapan…
Bir hayat algoritması gibi…
Her gün yeni baştan çalışan…

Tohumdan fidan, fidandan ağaç, ağaçtan meyve oluyoruz…
Ne tohumusun?
Nasıl bir ağaçsın?
Neredesin, kimlerlesin?
Kapat gözlerini, hayal et…
Hangi meyveyi vereceksin?
Seçtin mi?
Seçmediysen halen, meyvesiz, kuru bir ağaçsın belki…
Farkında mısın?

İnsan ne için yaşar?
Dünya neden döner?
Güneş neden tutar bizi boşlukta?
Ne için ısıtır, yanar, söner?

Neyi seçiyorsun?
Sevgi, nefret, umut, öğrenme, saygı, kin, affetme, zulüm, aşk…
Fidanını ne ile besliyorsun?
Meyvenin tadı nasıl?
Bir ye hadi durma…
Bak tadına geç olmadan…
Acı, tatlı, ekşi, bozuk?
Hangi derde derman oluyor?

Düşünsene kaç fidan var her yerde…
Burası nasıl bir orman böyle?
Ben seçiyorum, o seçiyor, onlar seçiyorlar…
Biz oluyoruz…
Orman oluyoruz…
Tik oluyoruz, tak oluyoruz…
Dünyamız durana kadar…

, , , ,

Comments are closed.
Translate »