milky_way

Büyümek

Bu günlerde sürekli çocukluğumu düşünüyorum. Nelere gülerdim? Nelere üzülürdüm? Neleri dert ederdim? Kendimi ne kadar ifade edebilirdim? Hangi arkadaşlarımı, neden severdim? Sevmediklerim kimlerdi? Neden sevmezdim? Oturup bunları düşünüyorum, gözlerimi kapatıp. Bazı anılar hemen çıkıveriyor ortaya, bazıları zorluyor, saklanıyorlar sanki. Arka planda çocukken dinlediğim, sevdiğim şarkıları açıyorum, fotoğraflarıma bakıyorum. Saklananlar cesaret bulur, saklandıkları yerden çıkarlar belki diye.

Her yaş döneminin ayrı tatları, ayrı dünyaları olduğunu düşünüyorum. Onlu yaşlar, yirmili yaşlar, otuzlar ve şimdi kırklar. Buraya çok hızlı geldiğimi farkedip bir an şaşırıyorum. Sonra şaşırdığımı farkedip, gülerek yine şaşırıyorum.

Küçükken de hayal ederdim, geleceği, otuzlu, kırklı yaşları hayal ederdim. Çok uzak görünürdü. Büyümenin nasıl bir şey olduğunu merak ederdim. Çalışmak, evlenmek, para kazanmak nasıl şeylerdi?

Bu düşüncelerde, oturduğum yerden çocukluğuma gidip, onunla sohbet ediyorum. Elinden tutup anlatıyorum ona büyümenin ne demek olduğunu. Nelerde çuvalladığımı, neleri çok iyi başardığımı anlatıyorum. “Ne rahatsız bir çocuksun sen” diyorum. “Ne çok seviyorsun kendini rahatsız etmeyi, kafana bir şeyleri takmayı, detayları.” O kafasına taktığı şeylerin bana birer başarı basamağı olduğunu anlatıyorum, teşekkür ediyorum. “Çok meraklı bir çocuksun, uçlarda gezip, saçma sapan şeyler hayal ediyorsun. Bırakma sakın, ne de iyi yapıyorsun!” Ona bunları anlatırken bir an kendime geliyorum, şu ana. Büyümek tam da bu değil mi? Diye düşünüyorum. Sınırları olmayan bir kap gibi büyümek. Ne kadar çok rahatsız edersen kendini, ne kadar çok farklılığı içinde barındırabilirsen, ne kadar çok kutuplara, zıtlıklara, izin verirsen içinde,  ne kadar çok açabilirsen gözlerini ve kalbini, bu kap o kadar esniyor, gelişiyor, büyüyor. Ne kadar çok kendi içine dönüp yaşarsan, kendinle ilgilenip, gelişimine emek harcarsan, o kadar besliyorsun büyümeyi. Ne kadar çok başkaları ile uğraşır, başka şeylere takılır, başkalarının hayatını yaşarsan, dışarda bırakırsan kendini, o kadar durduruyorsun.

İnsan içinde tüm evreni, kainatı barındırıyor. Sonsuzluğu barındırıyor. Sonra biz büyümeye başlıyoruz ve içimizdeki sonsuzluk da küçülmeye. Birileri bize neleri yapabileceğimizi , neleri yapamayacağımızı anlatmaya başlıyor,  kurallar koyuyor uymamız gereken ve biraz daha küçülüyor bu evren. Kavramlarla tanışmaya, maddeleri öğrenmeye, kendimize kimlikler kazandırmaya başlayınca, biz büyüdüğümüzü zannederken aslında sadece küçülüyoruz. Sonra bir gün bir şey oluyor, canın fena sıkılıyor, içinde iyice küçülen kap seni fena halde sıkmaya, canını yakmaya başlıyor. Bir an bir aydınlanma oluyor. Ne oluyor bana demeye başlıyorsun. Zaten meraklı da biri olunca başlıyorsun yine sorular sormaya, o ne ,bu ne, şu ne, neden, nasıl, niçin ? Sonra her şeyin başladığı yere dönüyorsun, çocukluğuna. Diyorsun ki bu olmadı, bir daha büyümen gerekli, bu senin hatan değildi, o hata bile değildi. Yine anlatıyorsun ona neler olduğunu. Bir daha başlıyorsun büyümeye. Bir bakıyorsun seni sıkıştıran kap biraz gevşemeye, yine esnemeye başlıyor. Derin bir nefes çekiyorsun içine… Ohhh! Bir şeyler değişmeye başlıyor, şu anda. Bu sanki denize dalmak gibi bir hale geliyor. Sürekli dalıyorsun nefesini tutup. Her defasında daha fazla tutup derinlerde daha fazla kalıyorsun. Çıkınca yüzeye daha fazla büyüdüğünü hissedip mutlu oluyorsun. Arkada çalan müzik hep aynı kalıyor ama sen değişiyorsun. Hislerin değişiyor. Anlamların ve tanımların değişiyor. O zaman büyümek anlarda, saatlerde, günlerde, haftalarda, yıllarda değil diyorsun. Büyümek içindeki denize ne kadar çok daldığında, orada yaptığın keşiflerde gizli diyorsun. Bu bir döngü haline geliyor. Bırakamaz oluyorsun.

Sonra sürekli dönmeye başlıyorsun, içindeki evrene yeniden kavuşuyorsun, evren oluyorsun.

Dönerek büyüyorsun…

, , ,

One Response to Büyümek

  1. Zehra July 11, 2017 at 5:33 pm #

    Meğer neler kaçırmışım uzun süre takip etmeyerek bu sayfayı. Tebrik ederim. Bu yenilik ve yaratıcılık çok başarılı olmuş. Yolun açık olsun…

Leave a Reply

Translate »