photo by fksr on flickr

Uçmak

Uçağa her bindiğimde, gökyüzünden aşağıya, gittikçe küçülen, insanlara, koca binalara, arabalara, yollara bakmayı seviyorum. Bu gözümün önünde hızla küçülen dünya, bana hiçliği hatırlatıyor yine. Bunda huzur buluyorum. Aklımda bin bir türlü sorular beliriyor. “Bu kadar okuyorum, çalışıyorum, koşturuyorum, seviniyorum, üzülüyorum, kazanıyorum, kaybediyorum, niye? Her şey böyle küçülüyor, kayboluyorsa, neden bunca emek? Ne için?” Diyorum.

Sonra inişe geçiyor uçak, her şey yeniden büyümeye başlıyor. “Kaybolmadık bak, buradayız, varız!” diyorlar. Tüm bu döngü benim için bir farkındalık seansı haline geliyor. Hayatta bazı şeyleri elde etmedikçe, yaşamadıkça, tecrübe etmedikçe, hayatın anlamını, ne için yaşadığımızı, büyük gibi gördüğümüz şeylerin aslında ne kadar küçük, küçük gibi gördüklerimizin de aslında ne kadar büyük ve önemli olabildiklerini göremiyoruz, kavrayamıyoruz. Bu yüzden yaşamak, rahatlık bölgesinden çıkabilmek, kaybolmak, hata yapmak, risk almak, denemek, okumak, düşünmek, sorgulamak, sevinmek, üzülmek, çalışmak, öğrenmek önemli. Her şey önemli. Uçmak ve inmek önemli, ayrılmak ve kavuşmak önemli, bakmak ve görmek önemli.

Uçaktan aşağı bakıp yine düşünüyorum, yanan küçücük ışıklara bakıyorum. Evleri ve içinde yaşayan insanları düşünüyorum. Bu kadar insan var, acaba kaç tanesinin hayatının kontrolü tamamen kendi elinde diye merak ediyorum. Kaçı acaba sadece kendi eşsizliği ile yaşayabiliyor? Kaçı gücünün gerçekten farkında? Kaçı mutluluğunun hemen yanı başında olduğunu görebiliyor? Kaçı onu uzaklarda arıyor? Ne kadar okuyorlar? Ne kadar yazıyorlar? Ne kadar zaman ayırıyorlar kendilerine, gelişimlerine? Ne kadar mazeret buluyorlar mutsuzluklarına? Ne kadar bakıyorlar kendilerine dışardan? Ne kadar risk alıyorlar? Kim için, ne için yaşıyorlar? Yaşadıkları günler, ne kadar farklı birbirinden? Bir ışık olsalar ne kadar aydınlatırlardı karanlıkta çevrelerini? Bir yiyecek olsalardı tatları nasıl olurdu? Hangi vitaminler olurdu içlerinde? Suya düşseler suyun rengi ve kimyası nasıl değişirdi? Sonrasında o su içilebilir miydi?

Uçağın tekerleri birden hızla yere değiyor ve kendime geliyorum. Büyük gibi görünen küçük dünyamın içine dönüyorum…

“photo by fksr on flickr”

, , ,

No comments yet.

Leave a Reply

Translate »