<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deniz İlbaylı&#039;nın Kişisel Gelişim Blog&#039;u</title>
	<atom:link href="http://www.denizilbayli.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denizilbayli.com</link>
	<description>Gelişimlerin paylaşıldığı yer...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Apr 2012 09:57:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Farkindalik Calismasi</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2012/04/bir-farkindalik-calismasi/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2012/04/bir-farkindalik-calismasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 09:57:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Günlüğüm]]></category>
		<category><![CDATA[hicligin degeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/2012/04/bir-farkindalik-calismasi/</guid>
		<description><![CDATA[Isten ayrildiktan sonra yaklasik bir haftadir kendimi bosluga biraktim. Sahilde yuruyusler yapiyorum, oglumla vakit geciriyorum, okuyorum, yazilar yaziyorum ve bol bol dusunuyorum. Simdi yine sahil kenarinda oturmus bos bos denize bakarken, bu ani ne kadar cok ozledigimin farkina vardim. Hic bir sey yapmamak meger ne kadar da degerliymis! Hayatimi ne kadar cok seyle doldurdugumu, zihnimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Isten ayrildiktan sonra yaklasik bir haftadir kendimi bosluga biraktim. Sahilde yuruyusler yapiyorum, oglumla vakit geciriyorum, okuyorum, yazilar yaziyorum ve bol bol dusunuyorum. Simdi yine sahil kenarinda oturmus bos bos denize bakarken, bu ani ne kadar cok ozledigimin farkina vardim. Hic bir sey yapmamak meger ne kadar da degerliymis! Hayatimi ne kadar cok seyle doldurdugumu, zihnimi nasil da cok hirpaladigimi gozlemledim. Surekli bir seylerle ugrasmaliyim, hic bosluk olmamali gibi yanlis bir inanis edinmisim. </p>
<p>Resmen nefes aldigimi hissettim. Cok iyi geldi. Artik bazi anlari bosluk vakitleri olarak tayin edip, bunu rutin hale getirecegim. Hiclikte sonsuzluk oldugu inanisina bu arada daha cok yaklastigimi dusunuyorum. </p>
<p>Bosluktan gelen ilhamlar hic bitmesin!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2012/04/bir-farkindalik-calismasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>8 Yıl Sonra Gelen Bir İstifa</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2012/04/8-yil-sonra-gelen-bir-istifa/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2012/04/8-yil-sonra-gelen-bir-istifa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 21:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Günlüğüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın 8 yıl boyunca çalıştığı bir şirketten ayrılması kolay olmuyormuş. Arkadaşlıklar, anılar, farkında olmadan kurulmuş bazı özel bağlar ve alışkanlıklar. Ama tecrübe ettim ki, bazen bu alışkanlıklar hem kişiye hem de kuruma artık hiç bir fayda getirmemeye başlıyor. İşte bu andan itibaren gelişim her iki taraf için de duruyor. Bir nevi demirbaş oluyorsunuz ve bazen ağzınızla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın 8 yıl boyunca çalıştığı bir şirketten ayrılması kolay olmuyormuş. Arkadaşlıklar, anılar, farkında olmadan kurulmuş bazı özel bağlar ve alışkanlıklar. Ama tecrübe ettim ki, bazen bu alışkanlıklar hem kişiye hem de kuruma artık hiç bir fayda getirmemeye başlıyor. İşte bu andan itibaren gelişim her iki taraf için de duruyor. Bir nevi demirbaş oluyorsunuz ve bazen ağzınızla kuş tutsanız bile bu çok sıradan görülür hale geliyor. Ufak tefek tortular birikiyor, kireçlenme yapıyor. Hareket edemez hale geliyorsunuz. Bu sanırım ülkemizdeki bir çok kurumda yerleşmiş önemli bir sorun! Yıllarca koltuklarından kalkmayı akıllarına bile getirmeyen, sadece konumlarını korumaktan başka bir fayda sunmayan nice insanlar! Nice tıkanıklıklar! Bazen bırakmak, bazı şeylerden vazgeçmek her tarafı rahatlatıyor, kanalları açıyor.</p>
<p>İnsanlar çalışıyor, emekler harcıyor ve bunu her şeyden önce geçim için yapıyorlar. Ama sonra, özel olduklarının, değerli olduklarının görülmesini istiyorlar. Tüm aşamalarda, ilk girişte, yıllar boyunca çalışırken ve de ayrılırken bile. Evet insan istiyor ki ayrılırken bile özel olduğu hissettirilsin!</p>
<p>TaeguTec&#8217;te çok güzel günlerim oldu. İlk girdiğim günden, ayrıldığım güne kadar her detay hafızamda sanki. Çok şey öğrendim, çok yoğun ve iyi niyetlerle çalıştım ve gerçekten yürekten sevdim. Başarıları mutlaka devam edecektir. Kimse yeri doldurulamaz değildir. Kişiler geçici, kurumlar kalıcıdır. 10 dönümlük yeni ve modern tesiste bundan sonraki büyük başarılarını gururla takip edeceğim. Bir zamanlar ben de bu güzel ekibin bir üyesiydim diyeceğim ve çizmiş olduğum yeni kariyer yolculuğumda büyük bir heyecan ile ilerleyeceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2012/04/8-yil-sonra-gelen-bir-istifa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlkokula Dönüş</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2012/04/ilkokula-donus/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2012/04/ilkokula-donus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 20:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notlarım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ilkokul arkadaşlarım]]></category>
		<category><![CDATA[Melahat Şefizade]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=648</guid>
		<description><![CDATA[Bugün, tam 26 yıl sonra ilkokul arkadaşlarımla buluştum. Zamanda yolculuk gibiydi. Onca yıl geçmesine rağmen dakikalar geçip, onları gözlemledikten sonra, hepsi birer birer hafızamda canlandı. Aslında hiç birimiz değişmemişiz. Özde yine 26 yıl önceki arkadaşlarımla beraberdim sanki. Ne mutlu ki hiç sıkılmadan, saatlerce onlarla sohbet ettim. Çok keyifliydi. 26 yıl sonra ne kadar da kaliteli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizilbayli.com/2012/04/ilkokula-donus/"><img class="alignnone size-medium wp-image-649" title="ilkokul" src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/ilkokul2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Bugün, tam 26 yıl sonra ilkokul arkadaşlarımla buluştum. Zamanda yolculuk gibiydi. Onca yıl geçmesine rağmen dakikalar geçip, onları gözlemledikten sonra, hepsi birer birer hafızamda canlandı. Aslında hiç birimiz değişmemişiz. Özde yine 26 yıl önceki arkadaşlarımla beraberdim sanki. Ne mutlu ki hiç sıkılmadan, saatlerce onlarla sohbet ettim. Çok keyifliydi. 26 yıl sonra ne kadar da kaliteli bir ilk öğretim sınıfına denk geldiğimin farkına vardım.</p>
<p>Keşke daha önce buluşsaymışız dedim içimden.  Eski günleri hatırlamak, çocukluk günlerimin 5-G sınıfına dönmek çok mutlu etti beni&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2012/04/ilkokula-donus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Psikolojisini Anlamak!</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/10/insan-psikolojisini-anlamak/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/10/insan-psikolojisini-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 09:40:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[insan psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde sevgili eşimden gelen bu yazıyı çok sevdim ve paylaşmak istedim. Üzerinde çokça düşünmeye, paradigmalarımızı değiştirmeye ihtiyacımız olduğunun açıkça göstergesi. Halen bu gibi durumlarda dışarıya çıkıp bağıran, kavga eden insanlarla dolu bir ülkede yaşıyoruz. Kimbilir bu belki onlara da ulaşır, sabretmeyi ve üzerinde düşünmeyi öğrenirler! EMEKLI BIR YÖNETICIDEN ; Yasli bir adam emekliye ayrilir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde sevgili eşimden gelen bu yazıyı çok sevdim ve paylaşmak istedim. Üzerinde çokça düşünmeye, paradigmalarımızı değiştirmeye ihtiyacımız olduğunun açıkça göstergesi. Halen bu gibi durumlarda dışarıya çıkıp bağıran, kavga eden insanlarla dolu bir ülkede yaşıyoruz. Kimbilir bu belki onlara da ulaşır, sabretmeyi ve üzerinde düşünmeyi öğrenirler!</p>
<p>EMEKLI BIR YÖNETICIDEN ;</p>
<p>Yasli bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucuk bir ev alir. Emekliliginin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra ders yili baslar. Okullarin acildigi ilk gun,dersten cikan ogrenciler  yollarinin uzerindeki her cop bidonunu bagirip,cagirarak tekmelerler. Bu cekilmez gurultu gunler surer ve yasli adam bir onlem almaya kararverir. Ertesi gun cocuklar gurultuyle evine dogru yaklasirken, kapisinin onune çıkar onlari durdurur ve:</p>
<p>&#8220;Cok tatli cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu nesenizi surdurmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde gurultuler cikarmaktan hoslanirdim, bana gencligimi hatirlatiyorsunuz. Eger her gun  buradan gecer ve gurultu yaparsaniz size her gun 1 dolar verecegim&#8221; der.</p>
<p>Bu teklif cocuklarin cok hosuna gider ve gurultuyu surdururler. Birkac  gun sonra yasli adam yine cocuklarin önüne cikar ve onlara soyle der:</p>
<p>&#8220;Cocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi  bundan boyle size sadece 50 sent verebilirim.&#8221;</p>
<p>Cocuklar pek hoslanmazlar ama yine devam ederler gurultuye. Aradan birkac gun daha gecer ve yasli adam yine karsilar onlari:</p>
<p>&#8220;Bakin&#8221; der, &#8220;Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 25 sent verebilirim, tamam mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Olanaksiz bayim&#8221; der iclerinden biri,</p>
<p>&#8220;Gunde 25 sent icin bu isi yapacagimizi saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Biz isi birakiyoruz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/10/insan-psikolojisini-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okumak</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/10/okumak/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/10/okumak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 18:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hobilerim]]></category>
		<category><![CDATA[Okumak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[Okuyabilmeyi öğrenme yeteneği belki de bu dünyada insana verilmiş en güçlü ve güzel hediyelerden biri! Bu hediye verilmiş ama kimler ne kadar etkin kullanabiliyor, değerlendirebiliyor bunu? Zaman zaman bu soruyu kendime de yöneltiyorum. Kütüphanemde okumak isteyip de henüz fırsat bulamadığım 3-5 kitap var. Düzenli takip ettiğim dergiler var ve içinde sonra oku diye etiketlediğim yazılar. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="Kalıcı Bağlantı: http://www.denizilbayli.com/2011/10/okumak/"><img class="alignnone size-full wp-image-613" title="reading" src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/reading.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
Okuyabilmeyi öğrenme yeteneği belki de bu dünyada insana verilmiş en güçlü ve güzel hediyelerden biri! Bu hediye verilmiş ama kimler ne kadar etkin kullanabiliyor, değerlendirebiliyor bunu? Zaman zaman bu soruyu kendime de yöneltiyorum. Kütüphanemde okumak isteyip de henüz fırsat bulamadığım 3-5 kitap var. Düzenli takip ettiğim dergiler var ve içinde sonra oku diye etiketlediğim yazılar. Ama bir şeyleri sonraya bırakmak sonsuzluğa atılmış bir eylem gibi bu zamanda. Bir şeyleri şimdi ya yaptın ya yaptın! Sonra, sonra kim öle kim kala!</p>
<p>Şimdi teknoloji öyle bir noktaya geldi ki, her şey dijitalleşti. Dergileri, kitapları artık kütüphanelerde değil, çeşitli bilgisayarların, mobil cihazların içinde saklayabiliyoruz. Bu noktada yukarıda saydığım olumsuzluklar benim için artık birer fırsat haline geldi! Artık dikkat ediyorum, son zamanlarda okuduğum her şey dijital ve de yanıbaşımda. Artık sonraya bıraktığım okumalar, havaalanında beklerken, dışarılarda bir yerlerde mola verdiğimde, ya da istediğim her an tamamlayabileceğim eylemler haline geldi. Güç bende gibi hissediyorum. Bilgi her an yanıbaşınızda olunca, insan kendini daha bir güvende ve huzurlu hissediyor. Belki kimilerine aykırı gelecek ama artık geçmişte övündüğüm kütüphanem bile gözüme çok ilkel görünüyor. Yer kaplayan ve aradığını hemen bulamadığın sayfalar yığını!</p>
<p>Şimdi sadece alışmak istiyorum. Dijital dünyanın yeni okuma düzenine biraz daha alışmam gerekiyor. Satırların altını çizmeye, not almaya ve onları organize etmeye biraz daha alışmam gerek. Sonra, sonra her şey daha bir güzel olacak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/10/okumak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Ortamlarında Düzen</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/10/is-ortamlarinda-duzen/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/10/is-ortamlarinda-duzen/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2011 10:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Günlüğüm]]></category>
		<category><![CDATA[entropi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yerinde düzen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=608</guid>
		<description><![CDATA[İşim gereği her gün çeşit çeşit firmaları, iş yerlerini ziyaret ediyorum. Bu süreçlerde çevremi gözlemlemek, insanların nasıl çalıştığını, nasıl bir düzen kurduklarını gözlemlemek hoşuma gidiyor. Ama bazı gördüklerim bana ilham vermekten uzak, çok itici geliyor. Sebebi, darmadağın masalar, duvarda pili bitmiş saatler, her yer toz içerisinde, geçen yıldan kalma hatırlatma notları ve bunun gibi şeyler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizilbayli.com/2011/10/is-ortamlarinda-duzen/"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/duzensiz-300x225.jpg" alt="" title="duzensiz" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-609" /></a></p>
<p>İşim gereği her gün çeşit çeşit firmaları, iş yerlerini ziyaret ediyorum. Bu süreçlerde çevremi gözlemlemek, insanların nasıl çalıştığını, nasıl bir düzen kurduklarını gözlemlemek hoşuma gidiyor. Ama bazı gördüklerim bana ilham vermekten uzak, çok itici geliyor. Sebebi, darmadağın masalar, duvarda pili bitmiş saatler, her yer toz içerisinde, geçen yıldan kalma hatırlatma notları ve bunun gibi şeyler.</p>
<p>Çalıştığımız ortamlarda düzen en başta bizim için önemli, ama diğer yandan sizi ziyarete gelen, iş ilişkisi içinde bulunduğunuz insanlar için de bir imaj. Her yer düzensiz ve dağınık olduğunda karşı tarafa kötü mesajlar göndermiş oluyorsunuz. </p>
<p>Ben de bu konuda sürekli nasıl daha düzenli olabilirim, geliştirebilirim, bunu nasıl koruyabilirimi araştırıp duruyorum. Gözlemlerimin sebebi de bu merak zaten. Bu bir düzensizlik enerjisi, yani entropi, ve bunun için çaba gösterilmediği takdirde hızla her yeri ele geçiriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/10/is-ortamlarinda-duzen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>50 Günlük Babalık Tecrübelerim</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/08/50-gunluk-babalik-tecrubelerim/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/08/50-gunluk-babalik-tecrubelerim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2011 22:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Olmak!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=601</guid>
		<description><![CDATA[Batu Bebek 50 günlük oldu. Bu kadar gün hangi ara geçti gerçekten anlamadık! Bu süre zarfında yeni babalara ileteceğim ne kadar tecrübe olur bilemiyorum. Ama alt değiştirilirken bebeğin ayağı nasıl tutulur, bebeğin alt tarafı serbest kaldığında aniden gerçekleşen saldırıdan son anda nasıl kurtulunur, yıkanırken nasıl tutulur, beslenme sonrası gaz çıkarmak için sırta hangi tempo ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batu Bebek 50 günlük oldu. Bu kadar gün hangi ara geçti gerçekten anlamadık! Bu süre zarfında yeni babalara ileteceğim ne kadar tecrübe olur bilemiyorum. Ama alt değiştirilirken bebeğin ayağı nasıl tutulur, bebeğin alt tarafı serbest kaldığında aniden gerçekleşen saldırıdan son anda nasıl kurtulunur, yıkanırken nasıl tutulur, beslenme sonrası gaz çıkarmak için sırta hangi tempo ile vurulmalıdır, ağlama çeşitlerine göre bebeğin anlatmak istedikleri, gezmeye çıkıldığında araba nasıl ittirilmelidir, yolda karşılaştığımız ve bebeğe çeşitli mimik hareketler yaparak sevmeye çalışan güzel insanlarla nasıl sohbet edilir, bebeğin kırkı nasıl uçurulur, hangi saçma hareketleri arka arkaya yaparak gülümsemesi sağlanır, gibi konularda takıldığı bir yer olan varsa bana ulaşsın hemen yardımcı olayım. Zira bu ilk günlerde sürekli bir döngü içerisinde , yazılmış bir program gibi, aynı şeyler tekrar ediyor. Ama her döngüde bebek biraz daha büyüyor ve size alışıyor, siz de ona tabii. Beklentiler de artıyor. Daha fazla gülümsemesini, ağlamadan kucakta durma rekorunu geçmesini istiyorsunuz her defasında. Aldığı gramlarla, çıkardığı gazların büyüklüğü ile mutlu oluyorsunuz. Artık ne zaman konuşacak, derdini anlatacak ve sizi anlayacak diye sabırsızlanıyorsunuz. Herkes doğuyor, büyüyor, evleniyor ve çocuk sahibi oluyor, her evde yineleniyor aynı şeyler ama herkes kendine özgü tecrübe ediyor bu döngüleri. </p>
<p>Biz de kendi döngümüzü seviyor ve onu geliştirmek için çabalıyoruz işte. Kendi icatlarımızla mutlu oluyoruz . Bir sanatçı edasıyla, sürekli dönen çamur kitlesine ellerimizle şekil verircesine döndürüyoruz Batu Bebeğin yaşam döngüsünü. İstiyoruz ki ortaya çıkacak olan eser tam da Batu Bebeğin olması gerektiği gibi olsun. O haliyle mutlu, huzurlu ve güçlü olsun inşallah.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/08/50-gunluk-babalik-tecrubelerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Zirve Yolculuğu</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/08/bir-zirve-yolculugu/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/08/bir-zirve-yolculugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Aug 2011 13:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notlarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı Dağı Zirve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[Sadece bir kaç gün önce Türkiye&#8217;nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağının zirvesindeydim. Bu benim için basit bir şey değildi. Bu müthiş olayı olabildiğince çok bileşenlerine ayırmak, incelemek, analiz etmek istiyorum. Doğa&#8217;da bulunmak bana hep kendimi analiz etme, güçlü ve zayıf yanlarımı ortaya çıkarma fırsatları vermiştir. İnsan aslında çoğu zaman doğayla mücadele ettiğini sanıyor ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece bir kaç gün önce Türkiye&#8217;nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağının zirvesindeydim. Bu benim için basit bir şey değildi. Bu müthiş olayı olabildiğince çok bileşenlerine ayırmak, incelemek, analiz etmek istiyorum.</p>
<p>Doğa&#8217;da bulunmak bana hep kendimi analiz etme, güçlü ve zayıf yanlarımı ortaya çıkarma fırsatları vermiştir. İnsan aslında çoğu zaman doğayla mücadele ettiğini sanıyor ama aslında mücadele ettiği sadece kendisi oluyor. Bazen bunun farkına varılıyor bazen de varılmıyor.</p>
<p>Ne olursa olsun (iyi anlamda! ) bir şeylerin zirvesinde olmak gerçekten çok güçlü duygular hissettiriyor insana. Öncelikle zirve bir hedef anlamına geliyor. Büyük bir hedef! Sonra bunun için çalışmaya, hazırlanmaya başlıyorsunuz. Zihninizde ilk adımdan, son adıma kadar yaşayabileceğiniz her şeyi imgelemeye çalışıyorsunuz. Bazen biranda aklınızda bir şeyler çakıyor ve eksik bir şeyi hatırlıyorsunuz. Sonra o gün geliyor çatıyor ve ilk adımı atıyorsunuz, sırtınızda çantanız ve yüreğinizde garip bir heyecanla. Önceden zihninizde tasarladıklarınızla gerçekler ne kadar örtüşecek diye garip merak içindesiniz.<span id="more-554"></span></p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Van1.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Van1.jpg" alt="" title="Van" width="640" height="466" class="alignnone size-full wp-image-564" /></a></p>
<p>İşte böyle haller içinde kendimi Van&#8217;da buldum (30 Temmuz Cumartesi) ve değerli rehberimiz Ercan ile ilk tanışmamızda burada oldu. Tüm ekip olarak başımıza neler geleceğini bilmemenin verdiği heyecan ile bekliyorduk. Diğer ekip üyeleri de gelince yaklaşık 150km sürecek olan Doğubayazıt yolculuğumuz başlamış oldu. Yolda ilerlerken bölgenin kendine özgü yapısını dikkatlice gözlemlemeye çalıştım. İnsanları, doğayı, Van Gölünü, evleri, bakışları, kültürü, eksileri, artıları.. Yolda Muradiye Şelalelerine de uğradık. Güzel bir yer , özellikle tahta, sallanan köprüden geçmek güzel bir tecrübe oldu.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/muradiye.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/muradiye.jpg" alt="" title="muradiye" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-566" /></a></p>
<p>Otele geldiğimizde açıkçası şaşırdım. Çünkü kalacak olduğumuz Golden Hill Otel beklediğimden daha iyiydi. Ya da beklentimi çok aşağılarda tuttum, bilemiyorum. Kablosuz internetinin sorunsuz çalışması da bana artı puan verdirdi. </p>
<p>Ufak bir dinlenmeden sonra yemek yemek üzere Mecburiyet Caddesi üzerindeki bir lokantaya gittik. Son zamanlarda ne yazık ki alt yapı sorunlarından dolayı Doğubayazıt&#8217;ta kolera gibi ciddi salgınlar baş göstermiş. Bu yüzden kesinlikle açık yiyecek ve içecekler tüketilmemesi konusuna özen gösterdik. Umarım yakın bir zamanda bu sorun biran önce giderilir. Lokantada yöresel seçimler yapıp karnımızı iyice doyurduktan sonra <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0shak_Pa%C5%9Fa_Saray%C4%B1"> İshakpaşa Sarayına</a> doğru yol aldık. Yapımına 1685 yılında başlanılan bu sarayın en ilginç yanı sahip olduğu alt yapı (su ve kanalizasyon gibi) sistemleri. </p>
<p>İshakpaşa sarayında oldukça sert bir rüzgar yedikten sonra otelimize döndük ve Explorer rehberlerinden tüm zirve yolculuğumuz ile ilgili önemli bilgiler aldık. Yanımıza alacağımız çantaların organizasyonundan, dağda başımıza gelebilecek sorunlara kadar, neler yiyip neleri nasıl içeceğimiz, nerede nasıl kalacağımız, tuvalet ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağımız, nasıl bir disiplin içinde olmamız gerektiği gibi mühim konuları irdeledik. Sonrasında heyecanla odalarımıza çekildik. Uzunca bir süre duş alamayacağımız için bunun verdiği psikoloji ile uzunca bir süre duşta kaldım. Sonra Ağrı dağı manzaralı odamda izledim Ağrı Dağını tüm heybetiyle. Kendimi zirvede hayal ettim. 3 adet çanta getirmiştik yanımıza. Bir tanesi 35-40 lt sırt çantamız ve içinde her an bize lazım olabilecek eşyaların, yiyeceklerin olacağı sırt çantamız. Diğeri büyük ve katırlara yükleyeceğimiz eşyaları koyacağımız çanta ve diğeri de otelde bırakacağımız ve dönüşte otelde gerekecek olan eşyaları koyacağımız çanta. İlk başlangıçtan son aşamaya kadar tüm yolcluk boyunca çok yorulup terleneceği için hiç bir giysinin pamuklu olmaması gerekiyor. Özellikle bot konusu da önemli olduğu için ben Boreal Atlas marka ayakkabı aldım ve çok memnun kaldım. Sırt çantalarının kullanışlı olması da önemli. Özellikle kazma ve kramponlar çantanın içine konamadığı için dışındaki lastikli bölümlere koymak çok kullanışlı oldu. Ayrıca alt kısmında yağmurluk olması da önemli. Aniden bastıran bir yağmurda çantanın ıslanması hiç hoş olmayacaktır.</p>
<p>Rehberlerimizden Atila&#8217;nın (aynı zamanda aşçımızdı ve dağda nasıl böyle yemekler yediğimize halen şaşıyorum!) sürekli, üstüne basa basa belirttiği bir şey vardı. O da, zirveye çıkmak için fiziksel hazırlığın yanında, büyük bir oranda psikolojik olarak da kendimize buna hazırlamamız gerektiği idi. &#8220;Arkadaşlar bu tamamen psikolojik bir olay!&#8221; diye sürekli bağırdı durdu. Ben de bu yüzden zihinsel olarak da kendimi hazırlamaya çalıştım.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/yemek1.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/yemek1.jpg" alt="" title="yemek" width="640" height="478" class="alignnone size-full wp-image-589" /></a></p>
<p>Sonunda büyük gün gelip çatmıştı. Pazar sabahı hep beraber Eli Köyüne doğru yola çıktık. Üzerimizde taşımamız gerekmeyen tüm eşyaları katırlara yükledik ve sırtımızda çantalar elimizde batonlar başladık yürümeye. Yukarında suyun değerinin çok artacak olmasından dolayı marketten 3 adet 1.5 ltlik su almıştım.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Eli.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Eli.jpg" alt="" title="Eli" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-573" /></a></p>
<p>Yolda, daha sonra değerini çok daha iyi anlayacağımız, kıl çadıra uğradık, biraz sohbet ettik ve yine yola koyulduk. Sanırım 5-6 saatlik bir yürüyüşten sonra (tabii eğimli bir yürüyüş : ) ) 3200mt kampına ulaştık.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/3200.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/3200.jpg" alt="" title="3200" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-574" /></a><br />
<a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/3200_2.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/3200_2.jpg" alt="" title="3200_2" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-575" /></a></p>
<p>İşte şimdi tam da burada çadır şartlarına ve doğaya adaptasyon sürecimize başlamış olduk. Burada birisi yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyorsa nereye gittiğini biliyorsunuz! Herkesin bir bölgesi oluşmaya başlıyor. Başka biri bu bölgeye yaklaşırsa ufak çatışmalar bile çıkabiliyor. En önemli ve ne mutlu ki bizim tüm ekip olarak dikkat ettiğimiz konu doğaya zarar vermemek oldu. Rehberlerimiz de bu bilinç ışığında bizlere gerekli yönlendirmeleri yaptılar. Ama yolculuk boyunca gördük ki, buna uymayan ve vicdansız bir şekilde doğayı kirleten ve kendine sporcu, dağcı diyen insanlar yaşıyor buralarda da.</p>
<p>3200 mt kampında tüm ekip birbirimizle biraz daha fazla kaynaşmış olduk. En sevindiğim ve mutlu olduğum noktalardan biri de tüm ekip üyelerinin, uyumlu, yüksek hedefleri olan, eğitimli, hoş sohbet ve paylaşımcı olmasıydı. Onlarla bu zorlu yolculuk çok daha keyifli ve motive edici oldu.</p>
<p>Bizim gibi deniz seviyesinde yaşayıp belirgin bir dağcılık tecrübesi olmayanlar için zorlu bir seçim aslında Ağrı Dağı. Gerçekten sağlam bir kondisyon gerektiriyor. Diğer bir mesele de yükseklik! 5165 metre yükseklikte ciddi irtifa problemleri yaşayabiliyorsunuz. İştahsızlık, baş ağrısı, halüsinasyonlar, mide bulantısı gibi belirtiler yaşayan çok insan oluyor ve bırakmak zorunda kalabiliyorlar. Bu yüzden rehberlerimiz bizi aklimatize olabilmemiz için 4000 metre yüksekte bekletip, sonra yeniden 3200 metre kampına getirdiler (25Temmuz Pazartesi). Bu süreçte herkes ne derece etkilendiğini tecrübe etmiş oldu. Neyseki bende sadece uyku hali oluştu. Ne başım ağrıdı ne de midem bulandı. Sadece uyumak istedim. Yüksek irtifanın etkilerini azaltmak için bolca ve zorla sıvı tüketmek ve yemek yemek gerekiyor. Zaten 3200-4000 metre arası daha eğimli ve yorucuydu. Bu yüzden verilen yemekleri yemek zor olmadı.</p>
<p>Ertesi gün (26 Temmuz Salı) 4200 metredeki daha dar, kayalıklı ve yaşaması zor kamp alanımıza çıkmak için yeniden yola koyulduk. Tabii yola çıkmadan önce tüm çadırları söküp katırlara yükledik. Aynı yolları yeniden çıkıyor olmak sıkıcıydı ama tüm ekip olarak hedefe kitlendiğimizden çok motiveydik. Yine yolda az sayıda mola vererek, arada ağzımıza şekerler atarak ilerledik ve 4200 metre kampına ulaştık. Etrafta genelde yabancılar vardı. Bu kamp alanında ihtiyaç görmek daha da zor oldu. Yine çadırlarımızı hızla kurduk ve mutfak çadırımıza geçip müthiş aşçımız Atila&#8217;nın eserlerini tüketmeye koyulduk. İnsan 4200 metrede adım atsa nefes nefese kalıyor gerçekten. O yüzden olabildiğince yavaş hareket etmeye çalıştım. Sonrasında akşam 20:00 itibari ile herkes çadırına gitti ve uyumaya çalıştı. Çünkü zirve yolculuğumuz gece 02:30&#8242;da başlayacaktı.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/4200_2.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/4200_2.jpg" alt="" title="4200_2" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-577" /></a><br />
<a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/4200.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/4200.jpg" alt="" title="4200" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-578" /></a></p>
<p>Uyur uyumaz bir halde, daha çok bacaklarımı dinlendirmeye çalışarak gece yarısı 01:00&#8242;e doğru uyandık ve hemen hızla hazırlanmaya başladık. Çok soğuk olduğu için ne bulduysam giydim. Termal içlikler, polarım, paltom, berem. Sonra mutfak çadırına geçtik ve zorla bir tabak çorba içtim. Bu noktadan sonra iştahım gerçekten kesilmeye başladı. Baş fenerlerimizi taktık ve 5-6 saat sürecek zirve yolculuğuna başladık. İlk 2-3 saat gerçekten çok dik bir parkurda tırmandık. Yorgunluk, soğuk ve yüksek irtifanın etkileri biraraya gelince sanırım ben en fazla bu bölümde zorlandım. Büyük bir heyecan içinde güneşin açmasını bekledim. Açınca müthiş bir doğa olayına tanık olduk, Ağrı Dağının gölgesini yüzlerce kilometre boyunca görmek gerçekten çok güzeldi. Ama en önemlisi biraz olsun ısınmaya başlamıştık. Bu noktada belirtmek gerekir ki aslında Ağrı Dağı bizi müthiş bir misafirperverlik ile kabul edip ağırladı. Tüm rehberlerin söylediğine göre son 10 yılda çok ender olarak böyle bir havada çıkılmış. Ciddi fırtına, tipi ve yağmur altında bu tırmanış nasıl olurdu tahmin etmek istemiyorum.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/golge.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/golge.jpg" alt="" title="golge" width="640" height="550" class="alignnone size-full wp-image-585" /></a></p>
<p>Dediğim gibi karlı bölgelere gelince bu noktada artık kramponlarımızı takmamız gerekiyordu. Rehberimiz Ercan yine kramponla böylesi bir yerde yürümenin tehlikelerini anlattı bize. Kramponların birbirine takılması en ciddi konulardan biriydi. Çünkü düşülmesi durumunda tutunacak hiç bir nokta yoktu, her yer uçurumdu. Biz de bunun verdiği bilinçle çok daha dikkatli davranarak yürümeye devam ettik.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/vadi.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/vadi.jpg" alt="" title="vadi" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-579" /></a></p>
<p>Sonunda zirvenin biraz altındaki müthiş platoya ulaşmayı başardık (27 Temmuz Çarşamba sabah saat 08:00 sularında). Burada yemeklerimizi yedik, bolca sıvı aldık ve çantalarımızı biraraya getirip son bir çabayla Atatürk Tepesi denilen Ağrı Dağının zirvesine doğru tırmanışa geçtik. Bu noktada bir başka tepe daha var ve adı İnönü Tepesi (5120 metre).</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Atatürk.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Atatürk.jpg" alt="" title="Atatürk" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-580" /></a></p>
<p>Her adım bir diğerinden daha da zorlaşırken sonunda zirveye ulaştık. Burada ilginç olan neredeyse herkes ağlamaya başladı. Tüm verilen çabaların sonunda hedefe ulaşmak herkesi duygusal olarak da yordu sanırım. Ama gerçekten oradaki duygular müthiş yoğundu. En önemlisi tüm ekip olarak ordaydık ve başarmıştık.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Ararat_Zirve1.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Ararat_Zirve1.jpg" alt="" title="Ararat_Zirve" width="640" height="478" class="alignnone size-full wp-image-583" /></a></p>
<p>Kendimize geldiğimizde bize aşağı da inmemiz gerektiğini hatırlattılar. Sürekli hedefe odaklandığımız için en azından benim açımdan hiç hoşuma gitmemişti. İnmek rehberlerin de söylediğine göre daha zor ve tehlikeliydi. Birincisi artık motivasyon düşmeye başlıyordu. Sonra güneş karları ısıtmaya başlamıştı ve bu ayağımızdaki kramponlar için hiç hoş değildi. Biriken ve sıkışan kar kümeleri birbiri üzerinde kayıp düşmemize neden olabilirdi. Yine büyük bir disiplin ile aşağı inmeye başladık. 4200 metre kampına geldiğimizde biraz daha mutlu oldum. Çünkü 4900 metre civarlarında inanılmaz bir uyku ve iştah eksikliği oluşmaya başladı ve beni korkuttu.</p>
<p>4200 metrede diğer dağcılara yer açmak için hızla çadırlar söküldü ve hiç dinlenemeden 3200 metre kampına indik. Bu aşamada toplamda yaklaşık 14 saat boyunca yürümüşüz. 3200 metre kampına geldiğimizde mutluluğum daha da arttı. Artık gerçekten büyük bir kısmı bitmişti. Biraz mecburi şekerlemeden sonra Atila&#8217;nın yemeği ile kendimize geldik. Ardından sürpriz bir kutlama pastası geldi. Dağda pasta yemenin ne demek olduğunu yaşamak gerek!</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/pasta.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/pasta.jpg" alt="" title="pasta" width="640" height="478" class="alignnone size-full wp-image-584" /></a></p>
<p>3200 metrede bir gece daha kalıp iyice dinlendikten sonra 28 Temmuz sabah 09:30 gibi yeniden Eli Köyüne doğru yola koyulduk. Bu noktada sürekli kaynatılmış ve klorlanmış su içmekten dolayı, susuzluğum iyice artmıştı. En büyük hedefim artık aşağı inip koca bir damacana suyu kafama dikmekti. Zaten önceden söylediğim kıl çadıra ulaşınca bu hedefimi de gerçekleştirip iyice rahatladım (damacana yoktu malesef).<br />
Bundan sonrası artık iyice kolaylaştı ve otelimize dönüp çok güzel bir kutlama yaptık, şarkılar söyledik. </p>
<p>Sonra Van&#8217;da kahvaltı yapabilmek için çok erken yola çıkarak bu hedefimize de ulaştık. </p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/kahvaltı.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/kahvaltı.jpg" alt="" title="kahvaltı" width="640" height="480" class="alignnone size-full wp-image-587" /></a></p>
<p>Bu zirve yolculuğu en azından benim için kolay olmadı. Hiç bir ön pratik bir tecrübe yaşamadan kalkıp gitmek biraz fazla cesurcaydı belki ama içimde başaracağıma olan inancım çok yüksekti. Çok yeni keşiflerde bulundum. Sabretmeyi, büyük hedefler için küçük bir adımın ne kadar önemli olduğunu anladım bir kez daha. Pes etmemeyi, zor anlarda ayağa kalkmanın gücünü keşfettim yeniden. Ağrı Dağı kutsal kitaplarda geçen bir dağdı ve çıkarken çokça dualar da ettim. Yeni doğan oğlum için çıktım zirveye. Hasta olan annem için çıktım ve malesef Ağrı Dağı dönüşü kaybettik onu. Kimbilir belki de Ağrı Dağında ettiğim dua kabul oldu. Her nekadar bir mucize olsun, iyileşsin desem de belki de bu şekilde iyileşmişti annem. Onun için iyi olanı istemiştim.</p>
<p>Fotoğrafçılığımı geliştirmeye de karar verdim Ağrı da. Bizimle beraber gelen ve müthiş kareler yakalayan sevgili Fatih Metin Demirkol&#8217;dan çokça ilham aldım. Aynı şirkette beraber çalıştığım arkadaşlarımın ne kadar güçlü olduklarını bir kez daha gördüm. Hiç biri pes etmedi ve bırakmadı. Yeni tanıştığımız ve çok hızla kaynaştığımız diğer arkadaşlarımı da çok sevdim. Hepsinden yeni şeyler öğrendim. Elimden geldiğince onları da unutmadan, takip edeceğim. </p>
<p>Bu süreçte motivasyon unsurlarından biri de ana firmamızdaki insanların bizi Kore&#8217;den desteklemeleri ve çok güzel mesajlar göndermeleri oldu. Hatta taegutec.com sitesinden aşağıdaki yayını sürekli güncelleyerek verdiler.</p>
<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/TaeguTec_Turkey_Summit.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/TaeguTec_Turkey_Summit-300x239.jpg" alt="" title="TaeguTec_Turkey_Summit" width="300" height="239" class="alignnone size-medium wp-image-597" /></a></p>
<p>Sonuç olarak herkese tavsiye ediyorum. Öncesinde kendinizi iyice hazırlayarak (fiziksel ve psikolojik olarak) bunu siz de tecrübe edin. Bu zirve yolculuğunu hayatım boyunca unutmayacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/08/bir-zirve-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Gitti!</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/08/o-gitti/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/08/o-gitti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 22:37:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Annem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[36 yaşındayım ve bu yaşıma kadar irili ufaklı zor günler geçirdim herkes gibi. Ama sanırım bazıları var ki, diğerlerine benzemiyor, canı fena yakıyor! Ağrı Dağı zirvesinden döner dönmez koşa koşa gittim yanına, ama o beklediğim gibi değildi. Daha da kötüydü ve sonra bir ambulansla acile götürdük. Yoğun bakıma girdiğinin 3. günü acı haber saat 06:00&#8242;da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>36 yaşındayım ve bu yaşıma kadar irili ufaklı zor günler geçirdim herkes gibi. Ama sanırım bazıları var ki, diğerlerine benzemiyor, canı fena yakıyor! Ağrı Dağı zirvesinden döner dönmez koşa koşa gittim yanına, ama o beklediğim gibi değildi. Daha da kötüydü ve sonra bir ambulansla acile götürdük. Yoğun bakıma girdiğinin 3. günü acı haber saat 06:00&#8242;da geldi( 03.08.2011). Annem gitti! Çok güçlüydü ve pes etmiyordu ama bu defa olmadı, bırakmak zorunda kaldı!</p>
<p>O bizim canımızın içiydi ve hep öyle kalacak! Yoğun bakımdayken de bunu ona söyledik defalarca. O bizim kahramanımız olarak kalacak her zaman! Çok cesur bir savaşçıydı o. Duruşunu hiç bozmadan kahramanca savaştı hastalığıyla. En zor dönemlerinde bile gerçekten yaşadı. Hiç pes etmedi!</p>
<p>Şimdi onsuz nasıl olacak bilmiyorum ama ne farkeder ki! Bir gün nasılsa kavuşacağız. Şimdi onun bize verdikleriyle dimdik ayakta durma zamanı. Onunla olan iletişimimiz sadece farklı bir sürece giriyor şimdi. Canımız ne zaman isterse konuşacağız onunla. İrili ufaklı sürprizler göndereceğiz, mutlu edeceğiz. Buradan alıp dünyaları göndersek hakkını ödeyemeyiz ama elimizden geleni yapacağız. Onu yine hep güldüreceğiz gittiği yerde. Hiç şüphemiz yok!</p>
<p>Belki blogları da okuyan melekler vardır şimdi! Değişen dünyaya ayak uyduruyorlardır onlar da. Eğer bu yazdıklarımı okuyan bir melek varsa ona bizden selam götürsün. Biz çok üzgünüz ama iyiyiz. Güçlüyüz. Onu çok ama çok seviyoruz! Şimdi bu dünyada meleksiz kaldık belki ama bencil olamayız. Şimdi onun çok çok mutlu olması gerekiyor! </p>
<p>Hiç bir an aklımızdan çıkarmayacağız seni canım annem. Sevgin bize hep güç ve enerji verecek&#8230; Allah&#8217;ın rahmeti hep üzerine olsun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/08/o-gitti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı Dağı-Zirveye Yolculuk Başlıyor</title>
		<link>http://www.denizilbayli.com/2011/07/agri-dagi-zirveye-yolculuk-basliyor/</link>
		<comments>http://www.denizilbayli.com/2011/07/agri-dagi-zirveye-yolculuk-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 19:52:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz İlbaylı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hobilerim]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı Dağı Zirve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denizilbayli.com/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda o gün geldi çattı. Çantalarımı hazırlamak dışında hazırım. Malzemeleri ve ihtiyaç listemizi de tamamladım. Ne kadar doğru tercihler yaptığımızı Ağrı Dağında yükselirken göreceğiz. Oradaki tecrübeler bir çok konuda bana ışık tutacak. En başta 36 yaşına gelmiş biri olarak bu zirveden ne derece zorlanacağımı merak ediyorum. En azından döndüğümde &#8220;Vaaay be kendime çok iyi bakmışım!!&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Bir-Zirve-Hikayesi_TaeguTec.jpg"><img src="http://www.denizilbayli.com/wp-content/uploads/Bir-Zirve-Hikayesi_TaeguTec-213x300.jpg" alt="" title="Bir-Zirve-Hikayesi_TaeguTec" width="213" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-550" /></a></p>
<p>Sonunda o gün geldi çattı. Çantalarımı hazırlamak dışında hazırım. Malzemeleri ve ihtiyaç listemizi de tamamladım. Ne kadar doğru tercihler yaptığımızı Ağrı Dağında yükselirken göreceğiz. Oradaki tecrübeler bir çok konuda bana ışık tutacak. En başta 36 yaşına gelmiş biri olarak bu zirveden ne derece zorlanacağımı merak ediyorum. En azından döndüğümde &#8220;Vaaay be kendime çok iyi bakmışım!!&#8221; diyebilmek istiyorum. </p>
<p>Nasıl hazırlık yaptığıma gelince. Öncelikle 3 adet çanta hazırladım. Birincisi, içinde temiz eşyalarımın olduğu ve zirve dönüşü yeniden kullanmak üzere otelde bırakacağım küçük çanta. İkincisi, donanımlı sırt çantam ve onda tırmanış sırasında ihtiyaç duyacağım, su, yiyecekler,polar mont, ip, güneş kremleri gibi malzemeler olacak. Üçüncüsü ise yukarıda buzul çağa geçtiğimizde kullanacağımız, palto, tırmanış botu, uyku tulumu gibi hantal eşyaların olacağı ve belli bir yere kadar katırlara taşıtacağımız büyükçe bir çanta.</p>
<p>Bu kadar profesyonel malzeme edindikten sonra devamında nereye gider, nerelere çıkarız bilemiyorum. Ama tek bildiğim doğayı çok sevdiğim ve onun içinde iken çok mutlu ve heyecanlı olduğum.</p>
<p>Ekip ruhunu yücelten, iletişimi geliştiren, paylaşmayı ve yardımlaşmayı teşvik eden, bencilliği yok eden bu tip aktiviteleri herkese tavsiye ediyorum. Tabii en önemlisi de şehir içinde sürekli paslanan bedenlerimizi bir nebze olsun açmış oluyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denizilbayli.com/2011/07/agri-dagi-zirveye-yolculuk-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

